Efendi Hazretleri’nden Hikmet Damlaları…

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu BERKİTO tarafından paylaşıldı.

  1. BERKİTO

    BERKİTO Üye

    Efendi Hazretleri’nden Hikmet Damlaları…

    DOSTLARIN ARASINA BURNUNUZU SOKMAYIN…
    Öyle bir zamandayız ki, insanlık gaflet içinde yaşıyor. İnsanlardan kendini beğenmeyen hemen hemen yok. Sen kendini ne kadar beğenirsen beğen, ne önemi var? Mevlâ Tealâ beğeniyor mu, beğenmiyor mu önemli olan bu…
    Allah–u Tealâ, mahşerde kurulacak olan Mahkeme–i Kübra'da kimi beğenmiş kimi beğenmemiş ortaya çıkacak. İnsanların amellerine göre onlara derece verecek.
    O gün İnsana:
    "Rabbim Allah'dır" dedin, ama şunu şunu da yaptın? denilecek.
    * * *
    Kur'an okumak Allah Teala ile konuşmaktır. Bunu her aklıselim mümin anlar ve hisseder. Allah–u Tealâ biz kullarına Kur'an–ı Kerim'de neler buyuruyor? Bunları iyi bilmemiz lazım. Kur'an–ı Kerim'i kuru kuruya hatmetmekle olmaz. Rabbimiz Kur'an–ı Kerim'de ne buyurmuşsa, mümin bilecek ki bu buyruk Rabbinden kendisine bir hitaptır.
    * * *
    "Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Hâlbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.(3/7)
    Ahmed İbn–i Hanbel büyük bir müctehid ve mezhep imamıdır. Onun yaşadığı dönemde Mutezile mezhebi oldukça yaygındı. Devrin idarecileri bile Mutezileden taraf olmuşlardı. Bir iddia ortaya attılar; "Kur'an–ı Kerim mahlûktur." Bu iddialarını Ahmed İbn–i Hanbel’e de tasdik ettirmek istediler. İmam onların bu sapık icadına katılmadı, destek vermedi. Bunun için imamı dövdüler, çok işkencelerde bulundular. Bir defasında başladılar vurmaya, vura vura cübbesi yırtıldı, şalvarının bağı çözüldü. O zaman İmam Hanbel:
    "Ya Rabbi! Eğer ben hak üzere isem ayıp yerlerimi açtırma” diye Mevlâ'ya dua etti. O sırada; imamın şalvarının sıkı sıkıya bağlandığı görüldü. Kim yaptı bu işi? Mevla…
    Soruyorsunuz değil mi? Madem Mevla'nın bu kadar hatırlı kuludur, "Mevlâ Tealâ onu niçin dövdürüyor?" Size ne? Dostların arasına burnunuzu sokmayın.
    Mütezile mezhebine mensup, Yusuf'ul– Merisi isminde biri vardı. Bu adam Mutezile mezhebinin batıl fikirleriyle Bağdat halkını kandırıyordu. Ecel geldi ve Yusuf'ul–Merisi öldü. Bu sapığı gömdükleri mezarın yanı başında ondan önce ölen bir gencin mezarı vardı.
    O bölgede yaşayan hal ehli Allah dostlarından biri, Yusuf'ül Merisinin mezar komşusu olan genci rüyasında gördü. Gencin saçı, sakalı hatta kaşlarına varıncaya kadar bembeyaz olduğu göründü. Gence sordular:
    "Bu halin nedir? Saçın, sakalın, kaşların neden beyazladı?"
    Genç dedi ki:
    "Yusuf'ul–Merisi kabre konulduğunda cehennem üzerine öyle bir geldi ki, kıyamet koptu zannettik, o anın dehşetinden bu hale geldim," dedi.
    Gördünüz mü sapığın halini? Dünyada bir kötülük yaparken insana hiç bir şey denilmeye bilir. Sana bir şey denilmiyor diye, doğru yolda olduğunu zannetme.
    Bakın ne buyuruyor Rabbimiz:
    "(Resûlüm!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." (14/42) Bir başka ayet–i kerimede de:
    "Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince gerekeni yapar. Kuşkusuz Allah, kullarını görmektedir." (35/45) buyurulmaktadır.
    GEL DE ALLAH’A TESLİM OLMA….
    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem Efendimiz buyurdular ki:
    "Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldı. Bir fırka hariç hepsi cehennemlik oldu. Hıristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldı. Bir fırka hariç hepsi cehennemlik oldu. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Bir fırka hariç hepsi cehennemlik olacak."
    Sahabe-i Kiram sordular:
    "Ya Resulallah! O fırka hangisidir?"
    Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem buyurdu ki:
    "Benim ve ashabımın inandığı gibi inanan, cemaatlerdir."
    Ya Rabbi! Kendi başımıza iş yapmaktan bizi muhafaza eyle! Ey insan, şu canlıları ve kâinatı sen mi yarattın? Sen kim oluyorsun? Bütün dünya bir araya gelse bir sivrisinek bile yapamaz. Sivrisinekten daha küçük mahlûklar var. Her birinin bir yaratılışı, her birinin bir vazifesi vardır. Hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır.
    * * *
    Bir gün Ahmed İbn-i Hanbel'e, müteşabih ayetin manasını sordular. Ahmed İbn-i Hanbel:
    "İstiva malûm keyfiyet meçhul, bu gibi sorular sormak bid'attır." buyurdu.
    Bugünkü Vahhabiler sözde Hanbelî mezhebinden olduklarını söylerler. Peki, Cenab-ı Hak, gökler yaratılmadan evvel neredeydi? Demek ki Kur'an-ı Kerim'deki müteşabih ayetleri karıştırmak, kalp eğriliğinden ileri geliyor. Mevlâ Tealâ bakalım kullarım itaat mi edecekler, isyan mı edecekler diye o ayetlerin manasını vermiyor. Bir imtihan vesilesidir o ayetler.
    Bu ayetlerin ne manaya geldiğini Resulullah haber vermedi. Sahabe-i Kiram'da haber vermedi. Ehlisünnet mezhep imamlarının hiçbiri haber vermedi. Size ne oluyor da, bunların ardına düşüyorsunuz?
    * * *
    "Bu kitabın indirilişi Azîz ve Alîm olan Allah'tandır."(10/2)
    Bu ayet-i kerimede Mevlâ Tealâ ne buyurmuş oldu bize?:
    "Kullarım! Duymadık demeyin, bu kitap bütün canlıları ve kâinatı yaratan, dünyada sizi hayat sahibi eden, ahirette hayat sahibi edecek olan Allah-u Tealâ tarafından indirildi. Bunu ben indirdim.
    Bu ayetleri yemek yiyenlerden kimse indirmedi bunu. Bu ayetlerden birini doğanlardan da kimse indirmedi.
    Bu Kur'an-ı, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah indirdi."
    Ya Rabbi! Sen bizi istikametten ayırma!
    İsterim ki; mümin kardeşlerim Kur'an'ın manasını bilsin. Benimde sıkıntım bu... Herkesin bir derdi var, benim derdim de bu. Kur'an-ı Kerim'i anlayın, anladığınızla amel edin… İşte o zaman Allah adamı olursunuz. O zaman size başka bir şey zevk vermez.
    * * *
    Kâfirler dediler ki: Muhammed bunu kendisi uyduruyor. Bunun üzerine-Cenab-ı Hak buyurdu ki:
    "Gerçekten biz Kur'an-ı Kerim'i sana ayet ayet indirdik."(76/23)
    Artık düşünün Mevlâ'nın indirmesi ne demektir. Bütün canlıları ve kâinatı yaratan, onların varlıklarını devam ettiren, her sene onlar üzerinde onca değişiklikleri yapan, Allah celle celaluhu indirdi. Ben şu insanoğlunu anlayamıyorum. Hiçbir hükmü olmayan insan, başın ağrır, başının ağrısına çare olamasın. Mevla'mızın yarattığı bir zerreyi meydana getiremezsin. Hal böyle olunca, o büyük kudrete teslim olmayacak mısınız?
    Kardeşlerim! O'na teslim olmak, O'nu dinlemek lâzımdır. Ve ancak O'na saygı göstermek lâzımdır. Eğer O'ndan başka imdat edecek varsa, bildiğiniz gibi yapın. Her şey boş ve fanıdır. Her şeyimizi yaratan, her ihtiyacımızı temin eden, her meşakkatte bizi kurtaran Allah'a tabi olacağız.

    DOSTLARIN ARASINA BURNUNUZU SOKMAYIN…
    Öyle bir zamandayız ki, insanlık gaflet içinde yaşıyor. İnsanlardan kendini beğenmeyen hemen hemen yok. Sen kendini ne kadar beğenirsen beğen, ne önemi var? Mevlâ Tealâ beğeniyor mu, beğenmiyor mu önemli olan bu…
    Allah–u Tealâ, mahşerde kurulacak olan Mahkeme–i Kübra'da kimi beğenmiş kimi beğenmemiş ortaya çıkacak. İnsanların amellerine göre onlara derece verecek.
    O gün İnsana:
    "Rabbim Allah'dır" dedin, ama şunu şunu da yaptın? denilecek.
    * * *
    Kur'an okumak Allah Teala ile konuşmaktır. Bunu her aklıselim mümin anlar ve hisseder. Allah–u Tealâ biz kullarına Kur'an–ı Kerim'de neler buyuruyor? Bunları iyi bilmemiz lazım. Kur'an–ı Kerim'i kuru kuruya hatmetmekle olmaz. Rabbimiz Kur'an–ı Kerim'de ne buyurmuşsa, mümin bilecek ki bu buyruk Rabbinden kendisine bir hitaptır.
    * * *
    "Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Hâlbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.(3/7)
    Ahmed İbn–i Hanbel büyük bir müctehid ve mezhep imamıdır. Onun yaşadığı dönemde Mutezile mezhebi oldukça yaygındı. Devrin idarecileri bile Mutezileden taraf olmuşlardı. Bir iddia ortaya attılar; "Kur'an–ı Kerim mahlûktur." Bu iddialarını Ahmed İbn–i Hanbel’e de tasdik ettirmek istediler. İmam onların bu sapık icadına katılmadı, destek vermedi. Bunun için imamı dövdüler, çok işkencelerde bulundular. Bir defasında başladılar vurmaya, vura vura cübbesi yırtıldı, şalvarının bağı çözüldü. O zaman İmam Hanbel:
    "Ya Rabbi! Eğer ben hak üzere isem ayıp yerlerimi açtırma” diye Mevlâ'ya dua etti. O sırada; imamın şalvarının sıkı sıkıya bağlandığı görüldü. Kim yaptı bu işi? Mevla…
    Soruyorsunuz değil mi? Madem Mevla'nın bu kadar hatırlı kuludur, "Mevlâ Tealâ onu niçin dövdürüyor?" Size ne? Dostların arasına burnunuzu sokmayın.
    Mütezile mezhebine mensup, Yusuf'ul– Merisi isminde biri vardı. Bu adam Mutezile mezhebinin batıl fikirleriyle Bağdat halkını kandırıyordu. Ecel geldi ve Yusuf'ul–Merisi öldü. Bu sapığı gömdükleri mezarın yanı başında ondan önce ölen bir gencin mezarı vardı.
    O bölgede yaşayan hal ehli Allah dostlarından biri, Yusuf'ül Merisinin mezar komşusu olan genci rüyasında gördü. Gencin saçı, sakalı hatta kaşlarına varıncaya kadar bembeyaz olduğu göründü. Gence sordular:
    "Bu halin nedir? Saçın, sakalın, kaşların neden beyazladı?"
    Genç dedi ki:
    "Yusuf'ul–Merisi kabre konulduğunda cehennem üzerine öyle bir geldi ki, kıyamet koptu zannettik, o anın dehşetinden bu hale geldim," dedi.
    Gördünüz mü sapığın halini? Dünyada bir kötülük yaparken insana hiç bir şey denilmeye bilir. Sana bir şey denilmiyor diye, doğru yolda olduğunu zannetme.
    Bakın ne buyuruyor Rabbimiz:
    "(Resûlüm!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." (14/42) Bir başka ayet–i kerimede de:
    "Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince gerekeni yapar. Kuşkusuz Allah, kullarını görmektedir." (35/45) buyurulmaktadır.
    GEL DE ALLAH’A TESLİM OLMA….
    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem Efendimiz buyurdular ki:
    "Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldı. Bir fırka hariç hepsi cehennemlik oldu. Hıristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldı. Bir fırka hariç hepsi cehennemlik oldu. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Bir fırka hariç hepsi cehennemlik olacak."
    Sahabe-i Kiram sordular:
    "Ya Resulallah! O fırka hangisidir?"
    Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem buyurdu ki:
    "Benim ve ashabımın inandığı gibi inanan, cemaatlerdir."
    Ya Rabbi! Kendi başımıza iş yapmaktan bizi muhafaza eyle! Ey insan, şu canlıları ve kâinatı sen mi yarattın? Sen kim oluyorsun? Bütün dünya bir araya gelse bir sivrisinek bile yapamaz. Sivrisinekten daha küçük mahlûklar var. Her birinin bir yaratılışı, her birinin bir vazifesi vardır. Hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır.
    * * *
    Bir gün Ahmed İbn-i Hanbel'e, müteşabih ayetin manasını sordular. Ahmed İbn-i Hanbel:
    "İstiva malûm keyfiyet meçhul, bu gibi sorular sormak bid'attır." buyurdu.
    Bugünkü Vahhabiler sözde Hanbelî mezhebinden olduklarını söylerler. Peki, Cenab-ı Hak, gökler yaratılmadan evvel neredeydi? Demek ki Kur'an-ı Kerim'deki müteşabih ayetleri karıştırmak, kalp eğriliğinden ileri geliyor. Mevlâ Tealâ bakalım kullarım itaat mi edecekler, isyan mı edecekler diye o ayetlerin manasını vermiyor. Bir imtihan vesilesidir o ayetler.
    Bu ayetlerin ne manaya geldiğini Resulullah haber vermedi. Sahabe-i Kiram'da haber vermedi. Ehlisünnet mezhep imamlarının hiçbiri haber vermedi. Size ne oluyor da, bunların ardına düşüyorsunuz?
    * * *
    "Bu kitabın indirilişi Azîz ve Alîm olan Allah'tandır."(10/2)
    Bu ayet-i kerimede Mevlâ Tealâ ne buyurmuş oldu bize?:
    "Kullarım! Duymadık demeyin, bu kitap bütün canlıları ve kâinatı yaratan, dünyada sizi hayat sahibi eden, ahirette hayat sahibi edecek olan Allah-u Tealâ tarafından indirildi. Bunu ben indirdim.
    Bu ayetleri yemek yiyenlerden kimse indirmedi bunu. Bu ayetlerden birini doğanlardan da kimse indirmedi.
    Bu Kur'an-ı, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah indirdi."
    Ya Rabbi! Sen bizi istikametten ayırma!
    İsterim ki; mümin kardeşlerim Kur'an'ın manasını bilsin. Benimde sıkıntım bu... Herkesin bir derdi var, benim derdim de bu. Kur'an-ı Kerim'i anlayın, anladığınızla amel edin… İşte o zaman Allah adamı olursunuz. O zaman size başka bir şey zevk vermez.
    * * *
    Kâfirler dediler ki: Muhammed bunu kendisi uyduruyor. Bunun üzerine-Cenab-ı Hak buyurdu ki:
    "Gerçekten biz Kur'an-ı Kerim'i sana ayet ayet indirdik."(76/23)
    Artık düşünün Mevlâ'nın indirmesi ne demektir. Bütün canlıları ve kâinatı yaratan, onların varlıklarını devam ettiren, her sene onlar üzerinde onca değişiklikleri yapan, Allah celle celaluhu indirdi. Ben şu insanoğlunu anlayamıyorum. Hiçbir hükmü olmayan insan, başın ağrır, başının ağrısına çare olamasın. Mevla'mızın yarattığı bir zerreyi meydana getiremezsin. Hal böyle olunca, o büyük kudrete teslim olmayacak mısınız?
    Kardeşlerim! O'na teslim olmak, O'nu dinlemek lâzımdır. Ve ancak O'na saygı göstermek lâzımdır. Eğer O'ndan başka imdat edecek varsa, bildiğiniz gibi yapın. Her şey boş ve fanıdır. Her şeyimizi yaratan, her ihtiyacımızı temin eden, her meşakkatte bizi kurtaran Allah'a tabi olacağız.