Edebi Akımlar

Edebiyat ve Kitap bölümünde yer alan bu konu Sheq!L tarafından paylaşıldı.

  1. Sheq!L

    Sheq!L Yeni Üye

    Klasizm
    16. yüzyılda Fransa'da doğmuştur. Gerçeğin yalnızca akıl yoluyla bulunacağı savunulur. Sanat ideal insanı ele almalıdır, sanat eseri ahlaka uygun olmalıdır. Monteigne, Descartes, Racine, La Fontaine, Moliere, Comeille bu akımın önemli temsilcilerindendir.
    Türk edebiyatında Şinasi klasizme yakınlığıyla bilinir. Ahmet Vefik Paşa da Moliere'den çeviriler yapmıştır.
    Romantizm
    18. yüzyıl başlarında Almanya'da klasizme tepki olarak doğmuştur. Bu akımda aklın yerini bireysel duygular almıştır. Klasizmdeki insan doğası yerine dış doğa geçmiştir. Din duygusu ve aşk konusu sıkça işlenmiştir. Önemli temsilcileri Fransa'da Rousseau, Victor Hugo, Lamartine, Almanya'da Goethe, Schiller; İngiltere'de Byron, Shelley; Rusya'da Puşkin; Amerika'da Edgar Allan Poe...
    Türk edebiyatında romantizmin etkisi Namık Kemal'in eserlerinde görülür. Abdülhak Hamit ve Recaizade Mahmut Ekrem'in şiirlerinde, Tevfik Fikret'in ilk dönem şiirlerinde romantizmin etkisi açıkça görülür.
    Realizm
    Romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak 19. Yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmıştır. Yaşamı olduğu gibi anlatan gerçekçi bir akımdır. İnsan ve toplum gerçeğinin yansıtılmasına özen gösterir. Olayların ortaya çıkışındaki sosyal nedenler araştırılır.
    Fransa'da Balzac, Stendhal, Flaubert; Rusya'da Tolstoy, Dostoyevski, Gogol, Gorki, Çehov; İngiltere'de Dickens realizmin önemli temsilcilerindendir.
    Realizmin etkisini, Türk edebiyatında Samipaşazade Sezai'nin "Sergüzeşt", Recaizade Mahmut Ekrem'in "Araba Sevdası" adlı romanlarında görürüz. Nabizade Nazım'ın "Karabibik" adlı romanı köy gerçeğini anlatır.
    Türk edebiyatında realizm, Servet-i Fünun döneminde görülmektedir. Halit Ziya Uşaklıgil'in "Mai ve Siyah" adlı eserinde realizm romantizme üstünlük sağlar.
    Parnasizm
    Şiirde gerçekçilik anlayışıdır. "Sanat sanat içindir." Görüşünü benimsemişlerdir. Dış dünyayı yansıtmışlardır. Romantizmin dışladığı Yunan-Latin kültürüne dönmüşlerdir. Felsefeyle ilgili düşünceler, bilimsel ve teknik konular şiire girmiştir.
    Türk edebiyatında parnasizmin etkileri Tevfik Fikret'te görülmektedir.
    Natüralizm
    Realizmin ileri bir aşamasıdır; ancak deney yönteminin romana yansımış olması yönüyle realizmden ayrılır.
    Natüralizmin ana kuralı şudur: "Sanat doğanın bir kopyası olmalıdır."
    Emile Zola, Daudet, Maupassant, İbsen natüralizmin en önemli temsilcilerindendir.
    Nabizade Nazım'ın ve Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanlarında natüralist öğelere rastlanır.
    Sembolizm
    Şiirde parnasizme karşı ortaya çıkan bir akımdır. Parnasizmde dış gerçek önemliyken sembolizmde insanın iç dünyası önemlidir. Sembolistler okurun duygularına sembollerle seslenmeyi ve insanın hayal gücünü harekete geçirmeyi amaçlar.
    Sembolizmde şiirin yorumu okuyucuya bırakılmış, değişik yorumlar yaratan şiirin mükemmel olduğu savunulmuştur.
    Baudlaire ve Rimbaud sembolizmin hazırlayıcısı olarak kabul edilir. En önemli temsilcileri şiirde Mallarme, Verlaine, Valery; tiyatroda Maeterlinck'tir.
    Servet-i Fünun döneminde Cenap Şehabettin "Elhan-ı Şita" adlı şiiriyle bu akımın ilk uygulayıcısıdır. Bu akımın en önemli temsilcisi Ahmet Haşim'dir. Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı'nın şiirlerinde de sembolizmin etkileri görülür.
    Empresyonizm (İzlenimcilik)
    İzlenimcilik, 19. Yüzyılın sonlarında Fransa'da resimde görülmüş, daha sonra edebiyat ve müzikte de etkili olmuş bir akımdır.
    Bu akımda anlam açıklığından çok kapalılık yeğlenir. Dış dünyadan algılanan görüntüler ruh süzgecinden geçirildikten sonra dışa yansıtılır.
    Bu akımın edebiyattaki temsilcileri Baudlaire ve Verlaine'dir.
    İzlenimcilik Türk edebiyatında da Ahmet Haşim, Cenap Şehabettin gibi şairlerin üzerinde etkili olmuştur.
    Neoklasizm (Yeni Klasikçilik)
    Sembolizme tepki olarak doğan bir şiir akımıdır. Türk edebiyatında neoklasizmin en güçlü temsilcisi Yahya Kemal Beyatlı'dır. Yahya Kemal'in şiirleri, biçim yönünden eski, öz yönünden yenidir.
    Fütürizm
    "Gelecekçilik" anlamını taşıyan bu akımın kurucusu İtalyan şair Marinetti'dir.
    Bu akıma göre geçmişin tüm sanat değerleri terk edilmeli, sanatın her dalına dinamizm getirilmelidir. Fütüristler, şiirde birim, ölçü, uyak gibi kuralları da reddetmişlerdir.
    Bu akımın önemli şairlerinden biri Mayakovski'dir. Fütürizmin Türkiye'deki temsilcisi Nazım Hikmet'tir.
    Dadaizm
    Her türlü dil ve estetik kuralını yıkmayı amaçlayan bir sanat akımıdır. Birinci Dünya Savaşından sonra Fransa'da doğan bu akımın kurucusu

    Sürrealizm
    Gerçeküstücülük anlamına gelen sürrealizm akımı, sanatın gerçek kaynağının bilinçaltında olduğunu savunmaktadır.
    Sürrealistler, Freud'un psikanaliz yönteminden yola çıkmışlar; gerçek sanat eserlerinin iradeyle ortaya çıkmadığını, bir rastlantının ürünü olduğunu savunmuşlardır.
    Gerçeküstücüler, iç akışı engellediği için noktalama imlerini kullanmamışlardır.
    Temsilcileri: Breton, Aragon, Eluard, Peret.
    Türk edebiyatında sürrealizmin bazı özelliklerini "İkinci Yeniler"de görmekteyiz.
    Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk)
    İnsanın kendi değerlerini kendisinin yaratabileceğini, çizebileceğini savunan bir felsefe akımıdır. Bu akımın edebiyattaki öncüsü Jean Paul Sartre'dir. A. Camus bu akımın önemli temsilcisidir.