Dünya Kitap Günü

Belirli Gün ve Haftalar bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Dünya Kitap Günü Hakkında Bilgi - Dünya Kitap Günü Nedir? (23 Nisan)
    Kitap bize bilmediklerimizi öğretir. Görmediğimiz yerleri tanıtır. Kitap okunduğu zaman göze, dinlendiği zaman kulağa seslenir. Kitaplar zamanımızı değerlendiren birer sevgili arkadaştır. Kitaplarla arkadaşlık küçük yaşta başlarsa bu güzel alışkanlık büyüyünce de sürer gider. Kitaplar doğruyu, güzeli, iyiyi, yararlıyı bulmamıza yardım eder. Kitaplar yaşamı sevdirir. Dünyayı güzelleştirir.

    İçimizi aydınlatır. Yazarlar, kitaplar aracılığıyla binlerce, yüz binlerce insana seslenirler. Yazarın düşünceleri kitaplar aracılığıyla ülkeden ülkeye yayılır. Bilgiler en uzak yerlere ulaşır. Yazarla okuyucu arasında bir bağ kurulur, bir yakınlık sağlanır.

    Kitapların satıldığı yere kitapevi, konulduğu yere kitaplık denir. Herkesin yararlanması, okuması, başvurması için kurulan ve içinde kitaplar bulunan yere kütüphane denir.

    Amerikan İzcileri Kitaplık Yöneticileri ilk kez 1917 yılında bir kitap haftası düzenlemeyi önerdiler. Aydınlar, yazarlar, yayıncılar önerinin benimsenmesi için çalıştılar. Bu çalışmalar sonucu Kasım ayının ikinci haftası dünyanın bir çok uygar ülkesinde Kitap Haftası olarak kabul edildi. Bu hafta daha sonra bizde de Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanmaya başladı.
    Kitap Haftası içinde, kitap sergileri düzenlenir. Kitap siparişleri mektuplarının nasıl yazıldığı öğretilir. Arkadaşlar birbirlerine kitap armağan ederler. Kitapsever öğrenciler hafta içinde kitaplıklarına çeki düzen verirler.

    Kitap sevgisini bir yazarımız şöyle anlatıyor. “Dünyada hiç bir dost, insana kitaptan daha yakın değildir. Sıkıntımızı unutmak, donuk hayatımıza biraz renk, ışık vermek, daracık dünyamızda bulamadığımız şeyleri yaşamak için tek çaremiz kitaplara sarılmaktır. Düşünüyorum da, şu dünyada kitaplar yok oluverse, yaşamak ne denli güçleşir, çekilmez bir ağırlık olur. Dünyamızı nasıl insansız düşünmezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz. Beyinde, düşüncenin kıvılcımının parladığı ilk andan beri, insan düşündüğü ve duyduğunu türlü şekillerle, eline ne geçirdiyse ona yazmaktan, çizmekten kendini alamamıştır.

    Okuyan kişi için kitaplığın yanı başından daha rahat bir yer olabileceğini sanmıyorum. Ben kendi hesabıma, kitaplarım arasında duyduğum rahatlığı hiç bir yerde duyamamışımdır.
    Odamdan dışarı çıktığım zamanlar, yanıma küçük bir kitap almayı hiç unutmam. Ne olacağı bilinmez ki. Kalabalık içinde insanın içine ansızın bir yalnızlık çökebilir.”
     
    Son düzenleme: 5 Nisan 2010
  2. Ömer

    Ömer Yönetici

    Dünya Kitap ve Telif Hakları Günü 23 Nisan

    Kitapların değerli, bilgilere, estetik duygulara ve insanlığın hayal gücü bilgilerine ulaşmanın temel araçları olduğunu biliyoruz. Kitaplar aynı zamanda; yaratıcılığın, enformasyon ve eğitimin taşıyıcısı olarak, her kültürün temel özelliklerinin yayımlanmasını ve onların kendine özgülüğünü görmemizi sağlıyor.

    UNESCO 1996'dan bu yana 23 Nisan'da 100 ülkede milyonlarca insanın katılımıyla Dünya Kitap ve Telif Hakları Günü'nü kutluyor. Okuma ve yazmanın geliştirilmesinin yanı sıra, konuyla yakın ilişkisi olan telif haklarına da ayrılan bu günün amacı, kitapları; yaratıcı, endüstriyel, standartların oluşumu, siyasi, ulusal ve uluslararası yönleriyle gündeme getirmek.

    'Dünya Kitap Günü'nün doğuşu

    İspanya'nın Katalonya bölgesinde yıllardır kutlanan özel bir gün var: "Her Kitaba Bir Gül". Her 23 Nisan'da kitap alan herkese kitabın yanında bir de gül armağan eden ve türlü sokak eğlenceleri düzenleyen Katalanlar, 'kitap günü' için tarih belirlemeye çalışan UNESCO'ya da ilham perisi oldu. 23 Nisan, aynı zamanda Shakespeare'in hem doğum hem ölüm günü, Nabokov, Laxness, Markham, Marsh (Dedektif Roderick Alleyn'in yaratıcısı) ve Vallejo'nun doğum, Cervantes, De la Vega ve Josep Pla'nın da ölüm yıldönümü.

    İşte, bütün bu edebi yönlendirmeler sonucunda, UNESCO, 23 Nisan'ın Dünya Kitap Günü için ideal tarih olduğuna karar verdi ve 1995'te alınan kararla tüm dünyaya duyuruldu. Pek çok dünya ülkesi tarafından kabul edilen Dünya Kitap Günü, Türkiye'de de 2001 yılından beri kutlanıyor. Bu özel günde, dünyanın hemen her köşesinde kitap fuarları kuruluyor; dinleti, okuma ve anma günleri, indirimli kitap kampanyaları düzenleniyor; hastane, hapishane, bakımevleri, okul ve köy kütüphanelerine kitap yardımları yapılıyor. Aynı zamanda Dünya Telif Hakları Günü olarak da kutlanan günde, kitap dünyasına ağır darbeler indiren korsan yayıncılığı protesto etmek amacıyla pek çok söyleşi ve etkinlik de düzenleniyor.

    'Korsan yayınla mücadele'

    Türkiye'de korsan yayıncılığın önüne geçilemiyor. Şimdiye kadarki yasaların da caydırıcı özelliklerinin olmaması, kayıt dışı ekonominin en çok beslendiği alan olan korsan yayıncılığı engelleyemedi. Bu nedenlerden dolayı kitap, CD, VCD gibi fikir ve sanat eserlerinin korsan kullanımını engellemek üzere hazırlanan ve çıkması için sanat çevrelerinin de yoğun kulis faaliyeti yürüttüğü kanun tasarısı 3 Mart 2004 Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi.

    Korsan kitap ve VCD gibi ürünlerin sokaklarda satışını yasaklayan yasa, hak sahibinin izni olmaksızın bir eseri ve çoğaltılmış nüshalarını yasaya uygun olmayan yerlerde satan kişiler hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis ve beş milyar liradan elli milyar liraya kadar ağır para cezasını içeriyor. Yasada yer alan diğer düzenleme ise korsan yayıncılığın organize suç sayılması.

    Yasayla, sinema biletleri satışından belediyelerin aldığı yüzde 10'luk eğlence vergisinin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca alınması ve sinemanın desteklenmesi amacıyla verilecek yüzde 75'lik pay ile belediyelerin alacağı yüzde 25'lik payın bakanlıkça dağıtılması hükmü de getiriliyor. Bu arada yasanın görüşmeleri sırasında verilen bir önergeyle, TRT'nin telif bedelinin yüzde 25'ini ödeyerek eserleri kullanabilmesine olanak sağlandı. Yasada ayrıca, radyo ve televizyonların, yayınlarında yararlanacakları opera, bale, tiyatro ve benzeri sahneye konmuş eserlerle ilgili hak sahiplerinden izin alacağı yer alıyor.

    'Türkiye'de Telif Hakları'

    Telif hakları kişinin yarattığı fikir eserlerinin her mülkten daha fazla o kişiye ait olduğu düşüncesine dayanıyor. Bu hakların etkili korunması bilim ve sanat alanlarında yaratıcılığın teşviki açısından son derece önemli. Bu haklar, gelişmiş dünyada 18. yüzyıldan beri kanunlarla korunuyor. Türkiye'de ise telif hakları 1951 tarihli 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile korunuyor. Bu kanun, ilim ve edebiyat eserleri (bilgisayar programları dahil), musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserlerini konu alıyor ve bu alanlardaki eserlerin sahiplerine manevi ve mali olmak üzere iki grupta ele alınan haklar tanıyor.

    Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda, manevi haklar, eser sahibinin, eserinin sahipliğini üstlenme ve eserinin özelliğine ve bütünlüğüne saygı gösterilmesini talep etme hakları olarak, mali haklar ise eser sahibinin eserinden kazandığı para ile geçinebilmesini sağlayan haklar olarak yer alıyor. Ayrıca kanunda bu hakların işleme, çoğaltma, yayma ve temsil etme hakları olduğu, eser sahiplerinin izni olmadan başkalarının bu hakları kullanamayacağı belirtiliyor. Tanınan bu hakların koruma şekli, süresi ve getirilen istisna ve sınırlamalar eser türüne göre farklılık gösteriyor.

    Türkiye kültür fakiri...

    Türkiye'de kitap okuma alışkanlığının çok düşük olduğu bilinen bir gerçek. Türk halkı kitap okumak veya kütüphaneye gitmek yerine kahvehanelerde oturmayı tercih ediyor. Türkiye'nin bu yapısını gözler önüne seren bir çalışmayı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) gerçekleştirdi. Türkiye'de toplum yapısı, işsizlik ve kültürel durumu ortaya çıkarmak amacıyla yapılan ''Türkiye 2004'' profil çalışmasına göre kütüphane sayıları Avrupa ile kıyaslandığında Türkiye kültür fakiri çıkıyor. Türkiye'de çok büyük çoğunluğu devlet yapılanması içinde zorunlu olarak oluşturulmuş toplam bin 430 kütüphane bulunurken, Almanya'da 10 bin 379, İspanya'da ise 7 bin 103 kütüphane bulunuyor.

    Araştırmaya göre, kamuoyunda "boş zaman harcama yeri olarak görülen" kahvehane ve meyhane ile kültürel gelişimin göstergesi olan okul sayıları arasında da büyük uçurum var. Araştırma kahvehane sayısının ilköğretim ve lise sayısını 3'e katladığını ortaya çıkardı. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye'de tam 123 bin 659 kahvehane bulunurken, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre ilköğretim okulu ve liselerin toplam sayısı ise 42 bin 268. Bu verilere göre Türkiye'de 575 kişiye bir kahvehane düşerken bin 684 kişiye bir okul düşüyor.