Dünya Kitap Günü ile ilgili Yazılar

Belirli Gün ve Haftalar bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Dünya Kitap Günü ile ilgili Yazılar - Dünya Kitap Günü Hakkında Yazı
    Kitabın Yararları
    Yemek, içmek nasıl bedenimizin ihtiyacı ise, okumak da ruhumuzun vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Sıkıntımızı unutmak; hayatımızı, ruhumuzu, kafamızı, düşüncelerimizi ve fikirlerimizi aydınlatmak için mutlaka okumaya ihtiyacımız vardır.
    Kitap, hiç şüphesiz fertlerin ve milletlerin hayatım değiştiren, yenileştiren ve ilerlemelerini sağlayan en önemli vasıtalardan biridir. Bizi maddi manevi yönden üstün kılan bilgiler, kitap sayfaları arasındadır. İyi kitap, insanda olumlu ilgilerin uyanıp gelişmesine yardım eder.
    Yüce Allah’ın Peygamberimize ilk emri “Oku!” dur. Her bilgi okumakla öğrenilmektedir. Okumak ve çocuklarımızı okumaya alıştırmak, en büyük görevlerimizdendir. Çünkü, medeni dünya, bilgi ve teknik üzerine kurulmuştur. Kalkınmak, sağlam kişiliğe sahip olmak, düşünce ve hayalleri geliştirmek ancak kitap okumakla mümkündür. “İnsan ancak okumak yazmakla insan olur.”

    Kitap, başta çocukların olma üzere herkesin en iyi, en candan dostudur. Çocukları tatlı hayal dünyasının gizemli ortamına götüren masallar, heyecanlı öyküler, bizi aydınlatan, içi bilgi dolu nice kitaplar vardır.

    Bizler başarılı olmak istiyorsak, sadece ders kitaplarım okumakla yetinmemeliyiz. Bunun için değişik türdeki kitapları da okumalıyız. Çünkü kitaplar da bizim en iyi öğretmenlerimiz sayılır.
    Kitap, en iyi arkadaştır. Bize hiç kızmazlar. Raflarında sessizce kendilerinin okunacağı günü beklerler. Eğer bir gün içlerinden birini alırsak bize büyük bir sevgiyle en güzel bilgileri verirler, en heyecanlı masalları anlatırlar, şiirleri seslendirirler.

    Böylesine candan dostlarla bizlerin de sık sık ilgilenmesi gerekir. Onları hem okumalı, hem de korumalıyız.

    Bütün büyük medeniyetler kitaba dayanırlar. Yazıyı tanımayan çok ilkel kavimlerin kitapları da yoktur. Onlarda kitabın yerini, nesilden nesile aktarılan sözlü gelenekler alır. Bu iki kutup arasında bulunan “az gelişmiş” ülkelerde ise, halkın büyük bir kısmı, tıpkı ilkel kavimlerde olduğu gibi, sözlü geleneğe göre hareket etmiş; daha devlete yakın kesim ise, sosyal bir statüye ulaşabilmek için öğrenim zamanında sınırlı sayıda kitap okumuş, elde etmek istediği sosyal statüyü veya mesleği elde ettikten sonra kitaplara veda etmişlerdir. Böyle memleketlerde doktor, mühendis, öğretmen gibi “aydın” sayılanlar arasında bile ömür boyu kitap okumayı bir zevk veya adet haline getirenler son derece azdır. Bunlar bir ayakkabıcı veya berber gibi, mesleklerini bir kere öğrendikten sonra, onu tekrarlamakla yetinirler. Böyleleri için bilgi ve kültür, başlı başına bir değer değil, bir araçtan ibarettir. Gelişmiş memleketlerdeki aydın kesimi, bu geri kalmış memleket aydınlarından ayıran başlıca vasıf, onlarda bitmez tükenmez bir öğrenme ve araştırma merakı olmasıdır. Memleketleri ileri götüren de işte bu unsurdur
     
  2. Ömer

    Ömer Yönetici

    Kitap Sevgisi
    En çok kitap okumakla şöhret almış memleketlerde de okumak merak ve zevki, pek çok kimselerde, kendiliğinden doğmuyor, ticaret maksadıyla de olsa onu beslemek için, bizim Çocuk Kitapları Haftamıza benzer türlü çarelere başvurulur.
    Paris’te bulunduğum yıllarda bunun eğlenceli denebilecek pek çok biçimlerine rastladım. Mesela oturduğum mahalledeki lüks bir kadın berberini hatırlarım. Komşu olarak bir gün bu dükkandan davetiye geldi. Dükkanda, yeni basılmış bazı kitaplar ve yazılarını tanıtmak için bir kokteyl veriliyordu. Meslekler arasında bazı acayip yakınlıklar vardır. Nitekim berber dükkanlarının kültür işinde, öteden beri bizde de az çok bir rolleri görülür. Hele bunların büyükçelerinde sıranızı beklerken elinize bir gazete, bir mizah dergisi yahut resimli bir magazin tutuştururlar. O güne kadar pek isimlerin! de bilmediğiniz bu dergi ve magazinleri karıştırarak resimlerine bakar, karikatürlerine gülümsersiniz;ötelerinden berilerinden yazılar okursunuz; hatta bunların içinde meraklı bir hikayeye tutularak, gözlük kullanmıyorsanız, ayna karşısındaki koltuğunuza da götürürsünüz. Fakat bahsettiğim Paris berberinde düzen büsbütün başkadır. Dükkanın çok geniş olan bekleme bölümü görünüşte lüks bir oturma salonu, gerçekte bir kitapçı dükkanı idi. Vitrinlerinde en yeni kitaplar sergileniyor. Sıra bekleyen bayanlar bunları karıştırıyorlar, sonra giderken bir iki tanesini çantasına atıyorlardı. Kitapların pek de ucuz olmayan fiyatları saçlar için verilen para ve bahşişlerden sonra onlara asla ürkütücü görünmüyordu. Gündelik ticarete o gün bir de edebi ziyafet çeşnisi verilmişti. Kadın, erkek davetliler lüks bir kokteyle gider gibi giyinmişlerdi. Satılan kitaplardan bazılarının yazarları da, tesadüfen gibi orada bulunuyorlardı. Aralarında belli başlı adamlar da vardı. Ayakta kokteyl içen, güzel, küçük sandviçler yiyen davetliler ile yazarlar arasında, yine tesadüfen gibi, tanışmalar oluyor; grup halinde, onlardan her biri için ayrılmış küçük masalara gidiliyor; karşılıklı türlü komplimanlarla yazılıp imzalanıyor ve kasa durmadan işliyordu. Büyük bir canlılık ve neşe ile konuşmalarına rağmen yazarlardan bazılarım bu tezgahtarlık durumundan biraz sıkılıyor gibi gördüm. Fakat belki de bu benim şarklı kuruni tumdan ibaretti. Dükkan sahibinin o gün kokteyllere ve sandviçlere kaç para sarf ettiğini bilmiyorum. Fakat benim bile koltuğumda bir kaç bin franklık kitapla sokağa çıkmış olmama göre, hasılat çok iyi olacaktı. Masaların bir kısmını dolduran kitap yığınları, kar gibi erimişti.
    Birçok basımevleri ve başka organizasyonlar, sık sık buna benzer günler ve törenler düzenlerler. Bende, hatta Fransız gonco-i urt (Gonkur) akademileri başta olmak üzere birçok cemiyetlerin senelik şiir, roman vb. mükafatlarının biraz da halkı kitap almaya ve okumaya teşvik maksadıyla yapıldıkları kuskusu uyanmıştır.
    Bu sonbahar mevsiminin hemen her bir iki haftasına rastlayan mükafat günlerinde, çarşıların hali görülecek şeydir. Hele Goncourt Mükafatı günü, akşam üstüne doğru, en sapa mahalle pazarlarında adeta yaya kaldırımlarına tezgah kurulur. Her yaşta birçok orta halli ve hatta fakir insanlar, filelerine doldurdukları ucuz zerzevatlar arasına, bir iki tane de, belinde boyası kurumamış kuşağıyla o gün mükafat kazanan kitaptan bir tanesini sıkıştırırlar.
     
  3. Ömer

    Ömer Yönetici

    Çocuk Kitapları
    Çocuk kitaplarının, çocukların ruhsal gelişimlerine önemli katkıları olduğunu vurgulayan UNESCO, 1972 yılım “Dünya Kitap Yılı” olarak ilan etmiştir. Bunun sonucu olarak da bütün ülkelerde kitap sergileri açılmış, etkinlikler düzenlenmiştir.

    Bir ülkenin uygarlık düzeyi, o ülkede basılan, satılan ve okunan kitapların sayı ve nitelikleriyle ölçülür. Günlük gazetelerin tirajı o ülke insanlarının kültürel düzeyinin ölçütüdür. Bu nedenle ileri ve çağdaş ülkelerin aydın insanları gibi okumayı vazgeçilmez tutku haline getirmeliyiz.

    Kitaplar, kafamızı, düşüncelerimizi aydınlatan, sıkıntılarımızı unutturan; bilmediğimiz görmediğimiz yerleri, buluşları ve keşifleri inançları, düşünceleri, görüşleri öğreten en yakın dostlarımızdır.

    Kitap seçmek, arkadaş seçmek kadar önemli ve güç bir iştir. Faydalı ve iyi kitaplar, “akıl ve ruhumuzun besinleridir.” insanda olumlu ilgilerin uyanıp gelişmesinde rol oynarlar. Faydalı eserler yanında ruha ve dimağa kötülük serpen kitaplar da vardır.Bu nedenle çocuklarımızı, üzerlerinde olumsuz etkiler yapan kitaplardan korumak, seviyelerine, ilgi ve ihtiyaçlarına göre güzel eserlere yönlendirmek her anne, baba ve öğretmenlerin görevidir. Thoreau, “Önce iyi kitapları okuyun; yoksa onları elinize almak için hiç bir istek duymazsınız.” diyerek kitap seçmenin, okuma alışkanlığı ve kitap sevgisi kazanılmasındaki önemini dile getirmiştir. Gerçekten, iyinin tadına varan çocuk, kötüyü aramayacaktır.

    Okumak istekli ve bilinçli bir hareket olmalıdır. Bir isteğin, bir ihtiyacın karşılığı olarak yapılmalıdır. Kişi okuduğunu anlamalı, okudukları üzerinde düşünebilmeli ve kendine özgü bir yorum yapabilmelidir. Bunun için de önce duygu ve düşüncelerimizi kitap ya da konu üzerinde toplamalıyız. Ağır ağır, tüm dikkatimizi vererek okumalıyız. Okuduğumuzu ancak böyle anlayabiliriz. Nurullah Ataç, “Anlamak bir bakıma alışmak demektir” der. Gerçekten de insan anladıkça kitaplardan zevk alır. Bu nedenle okuduğumuz kitabı anlamaya kendimizi alıştırmalıyız. Böylece kitapları sever, okumaya daha çok istek duyarız.

    En iyi alışkanlıklardan biri kitap sevgisi ve kitap okuma alışkanlığıdır. Bu sevgiyi ilkokul çağlarında çocuklara kazandırmak ve aşılamak gerekir. Bunu gerçekleştirmek için çocukların hayal güçlerini, zihinlerini geliştiren, onlara olumlu ilgiler uyandıran, seviyelerine ve ihtiyaçlarına göre kitapları okumaya yönlendirmek ve ruhlarına, dimağlarına kötülük tohumları serpen zararlı akımlardan onları korumak amacıyla dünyada “Çocuk Kitapları Haftası” organize edilerek kutlanır.