Döviz Nedir

Genel Kültür bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Döviz Nedir - Döviz Ne Demek - Döviz Türleri Nelerdir

    Çeşitli döviz Tanımları
    Döviz piyasalarında temel araç olan döviz, madeni ve kağıt para şeklindeki tüm yabancı ülke paraları ile bu paralarla ödemeleri sağlayan her türlü hesap, belge ve araçlardır. Böyle bir tanını dövizi geniş anlamda kullanmaktadır. Dar anlamda döviz tanımına ise yalnızca yabancı ülke paralan Cinsin den ödemeyi sağlayan her türlü hesap, belge ve araçlar girer. Geniş anlamda döviz tanımında yer alan unsurlardan dar anlamda döviz tanımı içinde yer alan unsurlar çıkartıldığında geriye “efektif döviz” kalır.

    Efektif Döviz
    Yerel döviz kullanımına göre hemen hemen tüm bankalar müşterileri adına döviz alım ve satım işleminde bulunurlar. Bankalar müşterilerinin muhtemel taleplerini karşılamak için önemine ve yapılan tercihlere göre kasalarında efektif döviz bulundururlar. Bunda mevsim ve konjonktürel faktörler de ö nemli rol oynarlar. Örneğin ülkemizde bankalar hac döneminde kasalarında başta Suudi Arabistan Riyali olmak üzere B. Alman Markı ve ABD Doları bulundurmak zorunluluğunu hissederler. Hacca gidenlerin büyük bir kısmı yanlarında efektif döviz bulundurmak isterler.

    Kaydi Döviz
    Kaydi döviz bankalar aracılığıyla gerek müşterilerden, gerekse bankaların yabancı ülkelerdeki muhabirlerinden, şubelerinden, temsilciliklerinden alman emir üzerine hesaplan hesaba yöntemi şeklinde yapılan işlemlerdeki dövizdir. Kaydi döviz işlemleri defter üzerinde kayıtlı işlemlerdir.

    Majör ve Minör Dövizler
    dünyada hiçbir ülke sattığı mal ya da hizmetler karşılığında kendi milli parasıyla yapılacak ödemeleri reddedemez. Ancak bir ülkeye her zaman o ülkenin parasıyla ödemede bulunmak imkânı olmayabilir, örneğin ülkemizin Japonya’dan yapacağı ithalatın bedelini ödemek için elinde yeteri kadar Yen bulunmayabilir. Bu durumda ödemenin Yen’den başka bir parayla yapılması gerekecektir. Şüphesiz bu para uluslararası piyasalarda en çok aranan paralardan birisi olacaktır. Demek ki, bir ülkenin uluslararası ödemelerini kolaylıkla yapabilmesi için önelikle genel kabul gören yabancı paraları sağlaması zorunludur. Bu tür yabancı ülke paralarına, uluslararası ticarette kullanılabilirlik ve konvmîbilue dereceleri yüksek olduğu için majör paralar denilmektedir. Doları, B. Alman Markı, Japon Yen’i, ingiliz Sterlini, Fransız Frankı, vb. majör dövizlere birer örnektir.

    Dünyada Enflasyon oranı yüksek, ödemeler Bilançosu sorunları olan birçok ülkenin paraları uluslararası ticarette fazlaca aranan paralar değildir. Bunlara daha az kullanılan kon-vertibilitesi sınırlı paralar olduklarından mi-nor paralar denilmekledir (Yunan Drahmisi, ispanyol Pezetası, Portekiz Eskudo su vb.).

    Konveılibilite
    Bir ulusal paranın diğer paralara ve altına hiçbir kısıtlam Aya bağlı olmaksızın dönüştürü-lebilmesinc konvertibiliıc denir. Böyle bir konvertibilite tanımına sadece pek az ülkenin parası girer. Günümüzde ayrıca tam olmayan konvertibilite biçimleri de vardır. Şöyle ki:

    Yalnızca yabancıların ellerindeki ulusal paralara konvertibilite tanınabilir.

    Yalnızca belli bazı hesaplardaki paralara konvertibilite tanınabilir’ Örneğin ülkeden sermaye kaçışını Önlemek için hesaplara konvertibilite tanınmaz.

    Yalnızca bazı paralara çevrilmeyi kabul etmek, diğerlerine kabul etmemek.

    Konverlibil olan paralar uluslararası ödeme niteliğine sahiptir. Parasına konvertibilite tanıyan bir ülke dünya ticaretinde merkez bankası gibi rol oynar, sadece kağıt ve mürekkep karşılığında para üretmek suretiyle kâr sağlar.

    Kuşkusuz bir ülkenin parasının konvertibili-te kazanması kolay değildir. Bunun için ödemeler bilançosunun istikrarlı olması ve ülkenin spekülatif eylemlere karşı koyacak miktarda altın ve döviz rezervine sahip olması gerekir. Ayrıca sözkonusu ülkenin izlediği ekonomi politikalarının istikrarlı olması gerekir.

    Döviz Kimimin Belirlenmesi
    Döviz kurunun belirlenmesi sorunu, bir zamanlar dünyada altın standardı geçerliyken o kadar önemli değildi. Döviz kurunun belirlenmesi özellikle altına çevrilemeyen krj£it para sisteminde ö Nem kazanmıştır.

    Alım Standardında Döviz Kuru
    Altın standardında altın külçelerin çok cüzi bir parayla altın sikkeye dönüştürülmesi ya da sikkelerin eritilip tekrar külçe haline dönüştürülmesi serbest olduğu için paranın üzerinde yazılan değerleriyle özündeki külçe altının değeri aynı olarak kalmaktaydı. Yani paraların özüyle sözü arasında tam bir doğruluk vardı. Hal böyle olunca döviz kurlarının belirlenmesinde hiçbir güçlük yoktu. Çünkü çeşitli ülkelerin paralarının birbirine göre değeri, ihtiva ettikleri ya da temsil ettikleri altın miktarına göre kolayca tayin edilebiliyordu.

    Altın standardında döviz kurlarının sabitliğini altın noktaları çerçevesinde düşünmek zordur. Altın standardında, döviz kurları altın noktaları denilen iki sınır arasında değişmektedir. Altın noktalan altın giriş ve altın çıkış noktaları olarak iki noktadır. Bunun nedeni iki ülke arasında altınla yapılan ödemelerde taşıma, sigorta, darphane ve faiz masraflarının gözönünde bulundurulmasıdır.

    Kağıt Para Sisteminde Döviz Kuru ve Belirlenmesi
    Uluslararası ödemeler çoğu kez ulusal para-larınbirbîrleriyle değiştirilmesini gerektirmektedir. işte ulusal paraların birbirlerine çevrilmesi zorunluluğu bunun hangi oran üzerinden olacağının saptanmasını gcrekıirmektedir. Paraların bu mübadele oranına döviz ya da kambiyo kuru (paritesi) denir. Örneğin 1 Dolar=2200TLyada 1 DM= 1130 TL gibi.

    Bîr ülkenin döviz kuru, o ülkenin ulusal para biriminin yabancı paralar cinsinden değerini belirlediğinden (ingiltere dışında) döviz kurunun yükselmesi ulusal paranın değerlenmesi, düşmesi ise ulusal paranın değer kaybetmesi demektir.

    Görüldüğü gibi her paranın diğer paralar karşısında bir kurunun olması gerekir. iki para arasında doğrudan doğruya uygulanan kura düz kur (direk kotasyon) denir. Uygulamada bazen Türk lirasıyla önce Sterlin, sonra bu Sterlinle Fransız Frankı ve Frankla da Dolar satın alınabilir. Bu durumda Türk Lirasıyla dolar arasında bir kur oluşmuş olur. Buna “Çapraz Kur” denir.

    Aslında düz ve çapraz kurlar arasında herhangi bir farkın oluşmaması gerekir. Ancak bazı ülkelerin uyguladıkları döviz kontrolleri ve katlı kur sistemleri nedeniyle düz ve çapraz kurlar arasında fark oluşmaktadır.

    Satın Alma Gücü Paritesi (ppp)
    iki ayrı ülkenin kağıt paralan arasındaki parkeyi belirlemek için bunların satın alma güçlerinin dikkate alınması yolunda bir görüş vardır. En basit şekliyle satın alma gücü paritesi, ülke paralarının ne satın alabildiklerine göre değerlendirilmesidir. Bunun mantığı, bir Fransız cebindeki Frankları Sterline çevirip ingiltere’de harcadığı takdirde, Fransa’da Frankla satın alabileceği mallann aynısını ingiltereVe alıp alamadığıdır. Bu durumda örneğin fiyatlar italya’da % 10, Almanya’da % 3, ABD’de % 5 artıyorsa, italyan Lireti BAlman Markı’na karşı % 7, ABD Doları’na karşı da % 5 değer kaybedecektir. Bu arada B.A iman Mark’» da Dolar’a karşı % 2′lik bir değer artışı gösterecektir. Satın alma gücü parkesinde döviz kurunun en Önemli belirleyicisi iki ülke arasındaki nisbi fiyat farklılığıdır.

    Satın Alma gücü paritesi görüşünü isveçli iktisatçı Gustaw Cassel öne sürmüştür. I. Dünya Savaşından sonra altın standardını terkeden dünyada, paralar arasındaki paritelerin belirlenmesi için yapılan çalışmaların en eskisini satın alma gücü paritesi oluşturur.

    Az ve Talebe Göre Döviz Kimimin Belirlenmesi
    Yabancı paraların fiyatları da herhangi bir malın fiyatı gibi arz ve talebe göre oluşur. Örneğin Türkiye ile ABD olmak üzere iki ülkeyi ele alalım. ABD çeşitli dış ödeme ihtiyaçları için piyas aya Dolar arzeder. Türkler de ABD’deki çeşitli Ödemelerini karşılayabilmek için Dolar talep eder. Bu durumda döviz piyasasında Dolar talebi Türk Lirası arzı demektir. Çünkü dolar satın alabilmek için karşılığında Türk Lirası ödemek gerekir. Bu durumda Türk Lirası talebi de Dolar arzına eşittir. O halde döviz piyasasını ya Dolar arz ve talebi ya da TL arz ve talebi şeklinde inceleyebiliriz. Biz daha gerçekçi bir yaklaşımla açıklamalarımızda Dolar arz ve talebini gözönünde tutalım. Bu durumda piyasa dengesi, döviz (Dolar) arzve talep eğrilerinin kesiştiği noktada gerçekleşir. Denge kuru döviz arz ve talebini eşitleyen döviz fiyatıdır.

    Şekil de D eğrisi Dolar talebini (TL. arzını) S eğrisi de Dolar arzını (TL. talebini) göstermektedir. Bu durumda döviz (Doların Türk parası cinsinden fiyatı döviz kuru) Pe’dir. Bir an için döviz kurunun daha yüksek düzeye, örneğin P.’e yükseldiğini varsayalım. Bu döviz kurunda denge sağlanamaz. Çünkü Türk malları ucuzlayacağğı için ABD’nin ithalatı artar. Bu sırada ABD malları pahalılaşacağı için Türkiye’nin ABD’den olan ithalatı azalır. işte bu iki birbirine ters etki nedeniyle Türkiye’de AP kadar bir döviz arzı fazlalığı ortaya çıkar. Bu fazlalık Dolar fiyatı üzerinde Baskı yaparak Doların fiyatının Pe düzeyin inmesine neden olur. Benzer şekilde döviz fiyatının denge kurunun altına düşmesi durumunda ABD Dolarına karşı Türk Lirası değer kazandığı için ABD Türk mallarının pahalılaşması karşısında talebini kısar. Öte yandan ABD mallan Türkiye açısından ucuzladığı için Türkiye’de ABD mallan tüketimi artar. Bu iki etki karşısında HT miktarında Dolar talebi (döviz talebi) fazlası oluşur. Bunun sonucu olarak ABD Dolarının Türk Lirası cinsinden değeri yükselir.

    Kuşkusuz döviz arz ve talebi sözkonusu paraların satın alma güçlerinin etkisi altındadır, örneğin ABD’de iç fiyatlar düşerse Dolar talebi artar. Çünkü ABD dışındaki ülkeler halkı aynı miktar kendi paralarıyla daha fazla miktar ABD malı satın alabileceklerdir. Bununla birlikte ABD doları yalnızca ABD’den mal satın almak için talep edilmez. ABD’ye sermaye yatırmak ya da borç ödemek için de, ABD Doları talep edilebilir. Ancak sermaye hareketini fiyat düzeyinden daha çok faiz oranına ve yatırımların karlılığına bağlıdır. Dolayısıyla döviz arz ve talebinin yalnızca paraların satın alma güçlerine bağlı olduğunu söyleyemeyiz.

    Peşin (Spot) ve Vadeli (Forvvard) Döviz Kum
    Spot döviz kuru, alışverişle ilgili anlaşmanın yapıldığı günkü döviz kuruna denir. Spot alışverişlerde döviz kuru anlaşmasının yapıldığı günü izleyen iki iş gününü kapsar. Cumartesi ve Pazar, işgünü olarak kabul edilmez. Dövizlerin gelecekte belirlenen bir tarihte alışverişini öngören ve bugünden saptanan döviz kuruna vadeli (Forward) döviz kuru denir. Bugünü takip eden iki iş gününden daha uzun bir süre sonra üzerinde anlaşılan bir kur üzerinden döviz alışverişi yapılabilir. Süre hesabında spot tarih (ikinci iş günü) başlangıç noktası alınır ve o tarihten itibaren genellikle 1 ay, 2 ay, 3 ay, 6 ve 12 Ay sonra saptanan ve sabit tutulan kur üzerinden döviz alışverişi yapılır.

    Başlıca Döviz Kuru Sistemleri
    Attın para standardında döviz kurları paraların içerdikleri ya da temsil ettikleri altın miktarına göre belirlenirdi. Ancak günümüzde kağıt para sistemi geçerlidir. Bunun sonucu olarak döviz kurları serbest piyasada arz ve talep koşullarına göre oluşur ve değişir. Kağıt para sisteminde sabit ve esnek olmak üzere iki temel döviz kuru sisteminden söz edilebilir.

    Sabit Kur Sistemi
    Dövizkurlarındakidalgalanmaların uluslararası ticaretle neden olduğu istikrarsızlıkları önlemek amacıyla hükümetlerin döviz kurlarını sabit tutmaya ya da belli alt ve üst sınırlar (bant) içinde kalmasına yönelik önlemler almaya yönelmektedir.

    II. Dünya Savaşının bitiminden 1973 yılma kadar dünyada adına “Bretton Woods” sistemi denilen para sistemi sabit kur (sabit ayarlanabilir kur) sistemi çerçevesinde işlemiştir.

    Sabit kur sisteminde döviz kurlarının istikrarı Merkez Bankası’nın döviz piyasasına alıcı ve satıcı olarak mü dalı el eleriyle sağlanır. Bunun için Merkez bankalarının ellerinde yeterli miktarda altın ve yabancı döviz stokunun olması gerekir. Bu stoğa döviz ya da kambiyo istikrar fonu adı verilmektedir. Örneğin döviz kurları yükselmeye başladığı zaman Merkez Bankası piyasaya döviz sürer, tersine döviz kurları düşmeye başladığı zaman da döviz satın alır. işte bu şekilde Merkez bankası tan-zîm alını satımları yaparak döviz kurlarını sabit tutar.

    Esnek kar Sistemi
    Bir ülke parasının değerini tam bir serbesti içinde işleyen arz ve talep mekanizmasına bı-rakmışsa esnek kur sistemini kabul etmiş demektir. Bu sistemde arzve talep şanlarına göre döviz kurları her gün değişebilir. ilk bakışta normal olarak görülen böyle bir durumun önemli bir sakıncası vardır. Çünkü fiyatı her hangi bir mal gibi belirlenen şey, mal değil paradır. Para bizzat kendisi için değil er ya da geç başka mal ve hizmetleri satın .almak için lalep edilir. Yabancı ülkelerdeki malların fiyatları değişmediği halde paraların değerlerinin ikide bir değişmesi aynı malın bir gün daha pahalıya, bir gün daha ucuza alınmasına neden olur. Bu durum is. hayatında belirsizliklere neden olur.

    işte bu nedenle esnek kur sisteminde de Merkez bankaları paralarının dış değerinde aşırı dalgalanmalar olduğunu görürse piyasaya müdahalede bulunurlar, örneğin Japon Yeni önemli ölçüde ABD Doları karşısında değer kazanıyorsa, Japon Merkez Bankası döviz piyasasında Yenle ABD Doları satın alarak Yenin bollaşmasına. Doların kıtlaşmasına çaba gösterir. Böylece Yen-’in gösterdiği değer artışını frenlemeye çalışır. Esnek kur sisteminin günümüzde dünyada gözlenen bu türüne “gözetimli” dalgalanma ya da “kirli” (dirty floaıing) dalgalanma sistemi denilmektedir.

    Döviz Kontrolü
    Döviz kontrolü esas itibariyle maksimum bir etkinlikle ve bağımsız bir şekilde milli ekonomi politikası izlemek için milli ekonomiyi dışardan tecrit etmek arzusundan doğar.

    Döviz kontrolü esas olarak döviz gelirlerinin belli bir fonda toplanması ve döviz tahsislerinin gene bu fondan, kamu otoritelerinin kararlarına göre yapılması demektir. Böylece döviz arz ve talebinin kontrol edilerek döviz kurunun sabit bir düzeyde tutulması imkân dahiline girmektedir. Bir diğer ifadeyle, bu sistemde döviz kurları, talebin arzdan fazla olmasına izin verilmediği için istikrarlı bir seviyede tutulabilmektedir.

    Döviz kontrolü sisteminde, artık döviz alış ve satısjarındaki serbestlik tamamen kaldırılmıştır. Her Ekonomik birim elde ettiği dövizleri belli bir süre içinde merkez bankasına ya da yetkili kılınan bir bankaya satmak zorundadır. Bu zorunluluğa uymayanlara ağır ceza verilir. Döviz satışları da hükümetin iznine bağlıdır. Kamu otoriteleri gerek miktar, gerekse kullanılacağı yerler itibariyle döviz taleplerini kontrol eder ve tahsisleri ona göre yapar. Böylece ülke döviz kontrol rejimini benimsemekle parasının konvertibilitesinden vazgeçmekte ve yoğun bürokrasiye katlanmak zorunda kalmaktadır.

    Döviz kontrolü uygulamada basit bir izin şeklinden bir hayli karışık ve kapsamlı şekillerine kadar uygulanabilir. Örneğin katlı kur sistemi gibi. Katlı kur sisteminde bir dövizin birden çok fiyatı vardır.