Deprem Haftası ile ilgili Yazılar

Belirli Gün ve Haftalar bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Deprem Haftası ile ilgili Yazılar - Deprem Haftası Yazıları

    Depremin önemini anlatan, bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Eğer sizlerde bizimle deprem haftası ile ilgili bir yazıyı paylaşmak isterseniz mesaj olarak alta yazabilirsiniz. İşte deprem konulu yazı

    Deprem Nedir

    Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir.

    Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.

    Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir.

    * * *

    Deprem

    Günümüzden tam elli bir yıl öncesine, 1948 yılına ait bir yayından alınan iki satırlık bir cümle tüm açıklığıyla gerçekleri ortaya koyuyor. "...Bütün bu hakikatler, Anadolu blokunun çevresine nazaran batıya doğru hareketinin ve yukarı doğru yükselmesinin mekanik ifadesidir." İşte, son haftalarda tüm şiddetiyle yaşamımızda yer eden depremin en çarpıcı tanımı. Ancak, bu cümlenin asıl önemi, tüm yaşamını, deprem gerçeğinin bu ülkede anlaşılmasına adamış olan İhsan Ketin'e ait oluşu. İhsan Ketin'in bize öğrettiği gibi, batıya ilerleyen Anadolu bloku ile Karadeniz şeridi arasında bir yay gibi uzanan Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yaşanan depremler ve son olarak da İzmit felaketi, bu gerçeğin tüm soğukluğuyla yeryüzündeki yansımaları. Dergimizin sayfalarında yer alan, depremlerin sürpriz olmadığına ilişkin pek çok veri ve ekte verdiğimiz haritalar, yıllar boyu deprem konusunda sürdürülmüş bilimsel hazırlığın ürünleri olarak, bu temel saptamanın kanıtlarını oluşturuyor... Yerbilim, bir sonraki depremin zamanını söyleyemese de yerini ve büyüklüğünü başarıyla öngörebiliyor. Bugün, tektonik hareketler hakkında hiçbir fikri olmayan, depremi tanrıların gazabı olarak gören ilkel uygarlıklara göre çok ileri bir noktadayız. Oysa, sahip olduğumuz değerli bilgilere karşın sergilediğimiz hazırlıksızlık tablosu, ilkel uygarlıklardan farkımızı bir kalemde sıfıra indiriyor... Marmara bölgesinde büyük bir depremin yaklaştığı, bilim çevrelerince çoktandır biliniyordu. Ne var ki yaşananlar, bilimi ve yerbilimcilerin kuramlarını bir kez daha doğruladı. Bilimin ışığını rehber edinme alışkanlığını kazanamamış çağdaş düzenimiz, bir felakete yine uykuda yakalanmış oldu. Oysa, ülke genelinde hazırlıksızlığımız ve altyapı sorunlarımız, yıllar boyu yaşanan felaketlerle birlikte hep dile getirildi, ama doğa bir sonraki felaketle kapımızı çalıncaya kadar biz yine unuttuk. Belki de unutmayan sadece, kendi insiyatifleriyle ortaya çıkan sivil örgütlenmeler oldu... Daha dün sayılabilecek bir zaman dilimi öncesinde Erzincan'da, Erbaa'da, Ladik'te, Kargı'da, Bolu'da, Düzce'de sırtımızda hissettiğimiz gerçek, Kuzey Anadolu Fayı üzerinde batıya uzanan tarihsel deprem göçüyle İstanbul'un kapısına dayandı. Nüfusumuzun ve ekonomimizin en dinamik kesimini sıkıştırıp istiflediğimiz bu bölge, aynı zamanda, yarattığımız uygarlığın yumuşak karnını da oluşturuyor. Bu yumuşak karnın ne denli hassas olduğunu, bir depremin burada yol açacağı tahribatın boyutlarını, yağışlı havalarda bile felç olan kent yaşamı, tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu... Oysa, bilimi çağdaşlaşma çabamızın bayrağı yapacak bir politika, doğayla tanışma ve barışma sürecini de başlatacaktır. Doğayla savaşan değil, işbirliği yapan bir toplumun özlemini çeken insanımız, bilimin aydınlığından payına düşeni almalıdır. O halde yitirilecek bir dakikamız yok. Dersimizi aldık; artık, ödevimize başlamanın zamanı...

    Zafer Karaca