Eserleri, Biyografisi Deniz Gökçe - Deniz Gökçe Kimdir - Deniz Gökçe Hayatı

Bilim TR bölümünde yer alan bu konu SaMeT46 tarafından paylaşıldı.

  1. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    Deniz Gökçe Kimdir, Deniz Gökçe Hayatı
    [​IMG]
    Deniz Gökçe (1940)

    1940 doğumlu.. Ekonomist-Yazar.. Boğaziçi Üniversitesi ekonomi profesörlerinden.. Televoleci ekonomistlerden biri olarak tanınıyor.. Halen köşe yazarlığı, TV programcılığı ve üniversite hocalığı yapıyor.. Önemli bir kesim onu takip ediyor, sade, anlaşılır üslubuyla kaleme aldığı yazılarını okuyor..
     
    Son düzenleme moderatör tarafından: 14 Eylül 2011
  2. Ömer

    Ömer Yönetici

    Deniz Gökçe - 16 Mayıs 2006 Salı, Akşam

    Ekonomi ile futbolun birçok ortak tarafları var. En önemlisi ikisi de rekabet kavramının üzerinde oturuyor. İkisinde de en az iki taraf var. Rekabetin saygı görmediği, karşı tarafın horlandığı ortamlarda, hem futbolda, hem de ekonomide felaketler yaşanır.

    Hem ekonomi hem de futbolda işin bir teknik-bilimsel yönü bir de insan faktörü-psikoloji yönü vardır. Bütçe, yatırım büyüme ayrı şeydir, beklentiler ayrı şey! Risk artarsa faiz yükselir!
    Futbolda da benzer bir yapı vardır. Teknik gözlükle Fenerbahçe Denizli'den daha iyi bir takımdır. Puan cetveli bunu açık seçik gösteriyor. Gol, galibiyet, puan ve derece bunu gösteren olgular.
    Ancak bir de işin psikolojik tarafı var. Fenerbahçe ligin ikinci devresinde asılmadığı maçlarda, burnunun büyüdüğü ortamlarda, küçük gördüğü rakiplerden fena halde sopa yemiştir (son dönemdeki Ç.Rize, Ankaraspor, Kayseri, Vestel Manisa, Beşiktaş Kupa maçı ve son Denizli maçı). Hiçbir maç oynanamadan ve mücadele etmeden kazanılmıyor. Bu kadar çok şeyi değiştirecek maçta Fenerbahçe nasıl uyur gezer olabilir? Hele kupa kaybedildikten sonra, Fenerbahçe rakibi nasıl ciddiye almaz ki?


    Yönetim sadece para sahibi insanların yapabileceği bir iş değidir. Yönetim, zengin olmanın ötesinde, başka özellikler gerektirir. Bunu hem Fenerbahçe, hem Galatasaray, hem de Beşiktaş yönetimi anlamamaşıtı. Ama bu noktada en abartılı olan, stat yapmada başarılı, gelir yaratmada çok başarılı, ama sosyal ilişkileri felaket olan Fenerbahçe yönetimi. Ticaretten, inşaatan, betondan, paradan iyi anlayan, ama sosyal yaklaşımı zayıf, tüm alem ile kavgalı, Kulüpler Birliği dışında kalmayı seçmiş, sürekli diğer kulüp başkanları ile itişerek ortalığı geren, Futbol Federasyonlarını sürekli hırpalayan, Basketbol ve Voleybol Federasyon seçmilerine parmak sokan (bunlarda Mahmut Uslu ve Şekip Mosturoğlu'nun katkıları (!) büyük bir yönetim, bir iki hafta içinde insan psikolojinin gücünün maddi gücü yenebileceğini düşünmediğinden hem kupayı, hem de ligi kaçırdı!
    Aynı şey ekonomi için de geçerli. Ekonomi ilminin aynen fizik gibi bilimsel ve öngörülebilir unsurları vardır. Yani, mesela, faizleri hızla düşürürsen, kredi kullanımı artar ve ithalat da azar, cari denge de bozulur.
    Ancak bir de işin psikoloji yönü vardır. İnsanlar 2002 seçiminde tek parti hükümeti, AB ile yakınlaşma, Yunanistan ile uzlaşma ve Kıbrıs'ta sağlam pozisyon, Irak'ta kavga dışı kalma olgularını görünce iyimser oldular. Dövizden TL varlıklara geçiş, beklentilerin değişmesinin, yani psikolojinin sonucu olarak gündeme gelmişti. Psikoloji yardım ediyordu. Ama IMF ile sürtüşürsen, kritik Sosyal Güvenlik Reform Yasası'nı geciktirirsen, borçları öderiz, IMF'i kovarız diye kabadaylık edersen, yabancı yatırımcılara yeni vergi düzenlemeleri ile yolunacak kaz haline getirirsen, bir anda beklentiler değişebilir.


    Yukarıda verilen hem ekonomi hem de futbol örneklerinde bir boyut daha var. Medya! Ülkemizde hem ekonomi hem de spor medyası taraflıdır. Aynen fanatik futbol seyircisi gibi. Bu nedenle medya ile çatışma hiç tavsiye edilemez. Medya, genelde bir dakikada tüm ekonomik beklentileri değiştirebilir, kriz alarmı verebilir, ideolojik takılabilir, siyaseten de taraflıdır, pat diye taraf da değiştirebilir ve tabii çıkar da kovalayabilir.
    Bu ekonomide de böyledir, fut -olda da. Fenerbahçe Saracoğlu Stadı'nda yayıncı kuruluş ile itişerek sezonu açmıştı. Bazı Fenerbahçeli spor yazarları ile de sürekli atıştı, bazılarını antrenman tesislerine sokmadı. Hakemleri hırpaladı. Ama en ölçüsüz olan da Yönetim Kurulu üyesi İlhan Ekşioğlu'nun yaklaşımı idi (O da inşaatçı) ! Genç spor yazarlarını, maç sonrası hırpaladığında kendisine 'Kardeşim, bu yaptığınız yanlış!' diyen babası yaşında adama, 'Ben senin kardeşin değilim!' diyecek kadar saygılı bu zat, bırakın insanlığı, acaba Fenerbahçe'ye ne kadar kötülük yaptığını biliyor mu? Spor yazarları maç sonunda ortaya çıkamaz, ama hindiler dolaşırsa, futbolda sonuç da bu olur!


    İlginçtir, dün maç sonrasındaki televizyon yayınında, televizyonda Rıdvan Dilmen de anlaşılmaz bir çaba ile 'Fenerbahçe üç büyük takım yönetimi ile itişti, ama Anadolu takımlarına bir şey yapmadı ki?' diyerek mazeret üretiyordu! Daha ne yapsın ki, Rıdvan kardeş? Fenerbahçe, Anadolu takımlarının tek önemli mali kaynağı olan televizyon yayını parasını, küçültmeye çalışmıyor mu idi?
    Son bir söz: Bir futbol kulübünün spora sadece kendi çıkarları açısından bakması, bir toplumun ekonomiye sadece dar milliyetçi gözlükle bakmasına benzer. Bu tür ben merkezci, içe dönük, yanlış yaklaşımların faturasını İsviçre maçında da ödemedik mi? Kafayı gömmeyi abartırsak, ekonomide de öderiz!
     
    Son düzenleme: 14 Eylül 2011