Çanakkale'nin Ölmez Hatıralarından: Namaz

İslamiyet bölümünde yer alan bu konu SaMeT46 tarafından paylaşıldı.

  1. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    İngiliz'in, vakit vakit gemilerden, siperden...
    Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü.
    Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
    Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.

    Böyle büyük görünen şey küçücük bir insandı
    Fakat bana çok dokundu, ayaklarım bağlandı.

    Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler
    Güllelerin cehennemlik yağmurundan kaçarken..
    Yolun biraz kenarında, tek başına bir nefer,
    Pervasızca bombalardan, ateşlerden, her şeyden..

    Kendisine, süngüsünden bir mihrabcık kurmuştu,
    Sonra onun karşısında namazına durmuştu.

    Ne havada ıslık çalan ve düştüğü yerlere
    Kızgın çelik dahmelerle ölüm saçan gülleler...
    Ne semâda ifrit gibi, vızıldayan tayyâre...
    Ne dünyalık bir düşünce, ne bir korku, ne keder

    Onun demir yüreğini oynatmaktan acizdi,
    Sanki toplar, şarapneller tehlikesiz.. sessizdi!

    Potinleri yanındaydı... Onun büyük saygısı,
    Kunduralı ibadeti görmüyordu muvâfık.
    Böyle bir yüreğin bütün işi, kaygısı,
    Elbet Hakk'ın rızasına olmalıydı mutâbık

    Kuru toprak üzerinde, kundurasız kılınan
    Bu namazın, pek uygun bir kubbesiydi âsumân!

    Bir çam, ona gölgesinde yapmış idi seccade.
    Sanki tekbir alıyordu vakit vakit top sesi...
    Gözlerinin sade akı beyaz kalan yüzünde
    Parlıyordu o sarsılmaz imanın gölgesi

    Bir Müslüman nasıl olur? Bu levhadan anladım,
    Hürmetlerle -yavaş yavaş- sokuldum beş on adım
    Başındaki kabalağın gölgesine gömülen
    Süzük gözler, dikilmişti o süngüden mihrâba
    Hakk’ın büyük divanında, eli bağlı, dururken
    Artık o, can kaygısını almıyordu hesaba

    Allah Allah, bu ne yüksek bir imandır yâ Rabbi
    Bir Müslüman, ne büyük bir kahramandır, yâ Rabbi!

    Kahramandır, çünkü toplar etrafında patlarken
    Zerre kadar titremedi, namazını bozmadı
    Dört yanına ateş saçan türlü türlü âfetten
    Sanki onu koruyordu bir meleğin kanadı

    Onun, böyle tevekkülü bana pek çok dokundu
    Yüreğimi bir şey ezdi... İki gözüm sulandı

    Ey medenî İngilizler! Daha varsa getirin
    İnsanları, göme göme öldürecek şeyleri..
    Getirin de şu cenneti, cehenneme çevirin
    Bakın onlar korkutur mu, bir Müslüman neferi

    Bunu, hâlâ anlamıyor ne Hamilton ne Garey
    Müslüman'ı korkutamaz Allah'tan başka şey

    Böyle dalgın, düşünerek geçerken ben yanından
    Sağa sola selâm verdi, namazını bitirdi
    Sonra, biraz kımıldandı.. ellerini -Yaradan
    Ta gerisine dua için -gökyüzüne çevirdi.

    Şimdi, artık Allah'ına döküyordu derdini
    Gözlerini kapamıştı.. unutmuştu kendini

    Tâ gerisine karşı boynu bükük duran bir nefer
    Korku bilmez bir yiğitti.. hürmetlerle eğildim!
    Duasına, mutlak âmin diyorlardı melekler
    Kendimi pek fazla gördüm.. usul usul çekildim

    Ben giderken, kulağıma değdi onun sadâsı..
    (Allahümme salli alâ seyyidinâ) duâsı

    Şimdi, hâlâ nerede bir kabalaklı askeri,
    Görse gözüm, hatırlarım o kahraman neferi!