Bir Ölünün Defteri Romanının Özeti

Kitap Özetleri bölümünde yer alan bu konu Betül17 tarafından paylaşıldı.

  1. Betül17

    Betül17 denizimsi

    ROMANIN KONUSU

    Aşkın bir gence çektirdiği ızdıraplar

    ROMANIN ÖZETİ


    Yağmurlu bir gecede Hüsam,karısı ve çocukları İsmet ile Fuad evde otururlarken
    yaşlı bir adam eve gelir ve Hüsam’ın onunla birlikte gelmesini ister.Hüsam’ı en
    yakın arkadaşı Vecdi’nin yanına götürür.O gece Vecdi hayata gözlerini yumar ama
    Hüsam’a kara bir defter bırakır.Bu,Vecdi’nin çocukluktan ölümüne kadar olan
    hayatını yazdığı günlük niteliğinde bir defterdir.Hüsam gefteri okumaya başlar…

    Vecdi ile Hüsam çocukken bir yatılı okulda kader arkadaşı olurlar.Vecdi’nin bir de
    halası ve halasının kendi yaşlarında Nigar adında bir kızı vardır.İleriki
    yıllarda hem Vecdi hem de Hüsam Nigar’a aşık olurlar.Fakat Nigar Vecdi’yi bir
    kardeş gibi gördüğü için kalbi Hüsam’a vurulur.Vecdi Hüsam’a olan ve çocukluk
    yıllarından gelen samimi arkadaşlıktan soğur,çünkü Hüsam artık Vecdi’yi
    anlamaz,ona fazla ilgi göstermez olur Kendisini onlardan uzaklaştırmak ister.O
    sırada cereyan etmekte olan Balkan savaşlarına gönüllü doktor olarak gider ve
    orada sol kolunu kaybeder.En sonunda İstanbul’a tekrar döner ama kalbinde hala o
    aşk acısı vardır.Birgün kolu yüzünden kaptığı bir rahatsızlıktan dolayı
    kendisini yataklarda bulur.Yağmurlu bir gecedir ve Hüsam’ı yanına çağırttırır.

    O gece Vecdi,Nigar’ın aşkını kalbine gömerek hayata gözlerini kapar.Hüsam ise Vecdi’nin
    kendisi için ne kadar fedakarlıklarda bulunduğunun farkına o gece bir ölünün;
    Vecdi’nin defterini okuyarak varır…



    ROMANIN ANA FİKRİ



    Gerektirtiğinden çok mutlu olan insanların mutsuzları anlayamamaları.



    KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ



    Yazar kitaptaki bütün olaylarda duygusallığı ön plana çıkarmıştır. Kitaptaki olaylar üç kişi etrafında gçmektedir.Bir doktor olarak geçen Vecdi,öğrencilik yıllarında delidolu,olgunluk yıllarında ise kalbindeki aşk acısıyla birlikte herkesten kaçmak, uzaklaşmak isteyen bir rol içerisindedir.

    Bir şair olan Hüsam mesleği gibi şair ruhlu hayattan sadece zevk alan ve zevkli yönlerine yönelen bir kişi.

    Nigar
    olayda iki erkeğin arasını açan birisi olarak gözükse de; kendisi bunun farkında
    olmayan kitapta odak nokta olan kişi.

    KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER

    Kitapta olaylar

    Servet-I Finun
    zamanında olmasına karşın kitabın dili anlaşılacak kadar sade yazılmış.

    Yazar,olaylarda duygusallığı ön planda tutup;olaylar arasında her nekadar zaman
    ve mekan bakımından kopukluklar olsada kitaba bir sürükleyicilik kazandırmıştır.





    Halit Ziya Uşaklıgil
    (1866 - 1945)



    Halit
    Ziya’nın ailesi, Uşak’ta helvacılıkla uğraşırken, İzmir’e göçerek
    “Uşşakizadeler” diye anılmaya başlayan zengin bir ailedir. Bu aile, işleri çok
    gelişince İstanbul’a da bir şube açtı ve bu şubeyi sermayesiyle birlikte oğul
    Hacı Halil Efendi’ye verdi. Halit Ziya, Hacı Halil Efendi’nin üçüncü çocuğu
    olarak 1866’da İstanbul’da doğdu. İstanbul’da Askeri Rüştiye’ye giden Halit
    Ziya, babasının işleri kötü gitmeye başlayınca, annesiyle birlikte İzmir’e
    dedesinin yanına gönderildi. Öğrenimini İzmir Rüşdiyesi’nde sürdürdü (1878). Bu
    arada babasının işlerini düzene koyup İzmir’e gelişi ve yeni bir işyeri açışıyla
    sığıntı olma düşüncesini de zihninden atan Halit Ziya, ikinci bir okula hazırlık
    için Frenk Mahallesi’nin Alioti bölümündeki Auguste de Jaba adlı avukatın emrine
    verildi. Halit Ziya, babasının kâtibi olarak işe başladı, bu iş edebiyat
    merakıyla pek bağdaşmadığından yeni iş tavsiyelerini dikkate aldı, ancak
    İstanbul’da hariciyeci olmak için yaptığı başvuru sonuçsuz kaldı. İzmir’e
    dönüşünde rüştiye öğretmenliğine başladı ve akabinde Osmanlı Bankası’na girdi.
    İstanbul’da Reji Genel Müdürlüğü’nün başkâtiplik teklifini kabul ederek
    İzmir’den ayrıldı (1893). Reji’deki çalışma günlerinde Servet-i Fünun’a da
    katılarak edebi faaliyetlerini yoğunlaştıran Halit Ziya, Meşrutiyet’ten sonra
    bir süre Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde Batı

    Edebiyatı okuttu.
    Sonra Mabeyn Başkâtibi oldu (1909). Buradan ayrıldıktan sonra memuriyete
    dönmeyen ve tüm zamanlarını edebiyata veren Halit Ziya, 23 Mayıs 1945 tarihinde
    İstanbul’da öldü
    .