Bir Kuvayı Milliye Destanı: Karboğazı'nın Kırkdört Bozkurdu

Tarih bölümünde yer alan bu konu SüKuN tarafından paylaşıldı.

  1. SüKuN

    SüKuN Harbi Aktif Üye

    Bir Kuvayı Milliye Destanı: Karboğazı'nın Kırkdört Bozkurdu



    Yıl 1920, yer Toros dağlarında Tarsus’un Gülek yaylası, oyunun adı Anadolu Savaşı, sahneye koyanlar Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar ve uşak rollerinde Yunanlılar, Rumlar, Ermeniler.

    İşte bu oyunun bilmem kaçıncı sahnesinde, bilmem hangi bölümünde sahnede Fransız işgal kuvveti bulunuyor. Binbaşı Topal Menil komutasında Pozantı’ya yerleşmiş olan tabur en modern silâh ve teçhizatları ile bir avuç Türk cengâverinin hücumlarına karşı koyama¤¤¤¤¤ aynı yerde mahsur kalmış vaziyettedir.

    Pozantı’daki Fransız taburunun Türkler tarafından kuşatıldığını haber alan Adana’daki işgal kuvvetleri komutanı General Dufyu Fransız askerleri ile Ermeni gönüllülerden oluşan bir müfrezeyi Topal Menil’e yardıma gönderir. Kavaklı Han civarında Türkler tarafından yapılan baskınla büyük kısmı imha edilen bu acayip ve rezil müfrezenin kalan kısmı ise kaçar.

    General Dufyu, Pozantı’da mahsur kalan taburun kuşatmadan kurtulabilmesinin imkânsız olduğunu anlayınca mahsur kalmış tabur komutanına bir tayyare ile gönderdiği talimatla huruç (yarma) hareketi yapılarak Namrun-Gözne Yaylaları istikametini takiben Mersin’e inme emrini verir.

    Topal Binbaşı Menil, aldığı emre uyup 25 Mayıs 1920 tarihinde huruç hareketi yaparak, yolda tesadüfen esir olarak Alıkoyduğu Gülekli Kumcu Veli namındaki rehber vasıtası ile İnköyü civarına kadar gelmeyi başarır.

    Bu sırada 1. ve 2. Kavaklı Han Muharebelerinde büyük kahramanlıkları görülen milis süvari müfrezesinin kadrosunu genişletmek üzere Karaisalı’da bulunan karargâh süvari takım komutanı Gülekli Kemal gece yarısı Efeler köyüne geldiğinde Fransız taburunun huruç hareketi yaparak muhasarayı yardığını haber alır. Efeler köyünde kalmaktan vazgeçerek arkadaşlarından birini, Çamalan Jandarma takım komutanı Hafız Tevfik’e gönderip, karakoldaki jandarmaları Banzın çukuruna yollamasını ister. Ve diğerleri ile birlikte Banzın çukuruna gelir. Fransız taburunun, huruç hareketi ile şosayı takiben Tekir’e geldiğini öğrenir. Gülekli Kemal, atlı ve silâhlı arkadaşları ile birlikte, Çamalan’dan gelen jandarma süvarileri ile birleşerek Tekir’e gelir: Ve düşmanın şosadan ayrılarak Elmalı boğazına giden patikayı takip ettiklerini hayretle fark eder. Aynı yoldan adım adım düşmanı takip eden Gülekli Kemal ve arkadaşlarına Aydınlı aşiretinden oniki kişi daha katılır ve Germeç Beline çıktıklarında Fransız taburunun Karboğazı mevkiinde karargâh kurarak ateş yaktıklarını görürler. Hayvanlarını Germeç Belinde bırakarak daha ileri bir mevkide pusu kurmak için harekete geçerler.

    Ve BOZKURTLAR...

    Artık onlar Kuvayı Milliye'nin 44 askeri değil, savaşı sanat yapacak 44 BOZKURT idi. Diğerleri de artık ordu değil, sürü idi. Aralarından 10 Bozkurdu Germeç Belinde, düşmanın arkasından gelmemeleri ve hiç silâh atmadan düşmanı takip etmeleri için bıraktılar. 34 Bozkurt ormanın içinden sessizce Süneder Boğazına iniler. Ve pusu mahalli olmak üzere Delmeli Mezarlık Boğazına gelerek ve onyedişer Bozkurt, boğazın iki yanına yerleştiler.

    Seher vaktiydi, hava pusluydu. İşte bu, Bozkurt havasıydı. Elleri tetikte, sessiz ama başları dikti. Fransız sürüsünün ilk öncüleri gözüktüğünde, fasılasız ateşle hepsini imha ettiler. Fransız sürüsünün kalan kısmı yolu bırakarak dereyi takip ediyordu. Sürünün gerisinde bıraktıkları 10 bozkurt devamlı ateşle sürüyü sıkıştırıyor, Teke yaylasına doğru sürüyorlardı. Ve Teke yaylasında çevirdiklerinde, Fransız sürüsü tüm hayvanlarını, ağır toplarını, makineli tüfeklerini terk etmiş bir vaziyetteydi. Fasılasız ateş devam ediyordu. Akşam oluyordu, hava pusluydu, Tanrımızın bir lütfuydu, işte bu BozkurtT havasıydı.

    Fransızlar âciz ve perişan vaziyetteydi. Tam o sırada, sürünün içinden Türk lisanını konuşan bir ses “Kumandanımız teslim olacak! Kumandanınızla görüşmek istiyor!” diye sürekli bağırıyordu.

    Gülekli Kemal, bu sesi iyi tanıyordu. Çünkü Türk’ün ekmeğini, yoğurdunu yemiş, suyunu içmişti o ses. Bir uşağın, bir Ermeninin sesiydi.

    Gülekli Kemal ateş kestirdi ve Dubaracı Mehmet Çavuş’la beraber Binbaşı Topal Menil’in nerede olduğunu sordu. Ermeni uşak, Bozkurda dönerek komutan hanginiz diye sordu. Gülekli Kemal, komutanımız köyde dedi.

    Ermeni uşak, Bozkurtlardan, hayatlarının güvenlik altında bulundurulması için Türklük şerefi n¤¤¤¤¤ söz diledi.

    Bozkurtlar, ona hayatlarının emniyette bulunduğunu ve hiçbir fenalık görmeyeceklerine emin olmalarını söyleyerek kendisini teselli ettiler. Fransız Topal Binbaşı Menil’i Delmeli Mezarlık mevkiinde terk ettikleri bir hayvana bindirerek Dubaracı Mehmet Çavuş’un muhafazası altında Banzın çukurunda bulunan Karaisalı kazası jandarma bölük komutanı mülazım Hasan Karaâfet Beğin yanına gönderdiler. Binbaşı Menil, Hasan Karaâfet Beğ ile görüştükten sonra, sabaha karşı tekrar geri geldi. Ve selâmetle gidip geldiğinden dolayı memnuniyetini belirterek “Komutanınızla görüştüm, teslim olacağız” dedi.

    Bundan sonra Gülekli Bozkurtlar Fransız sürüsünü teslim alarak Yılan ovasına indirdiler.

    Burada Fransız Binbaşı Topal Menil bir hayvanın sırtına çıkarak, perişan ve rezil vaziyetteki sürüsüne şu nutku söyledi:

    “Fransız hükûmetinin, bizim Pozantı’da mahsur bulunduğumuz sırada iki defa Kavaklı Han şosesini, bir defa da şimendifer hattını takiben göndermek istediğin imdat kuvvetleri Pozantı’ya ilerlemek için yaptıkları taarruzda muvaffak olamadı. Tayyare vasıtası ile gönderdikleri talimatla, bizim kurtulabilmemizi kendi irademize terk ederek ve Pozantı’dan huruç hareketi yaparak, gönderdikleri krokide gösterdikleri yolu takiben Mamrun-gözne istikametine hareketle Mersin civarına vardığımızda deniz toplarının himayesinde bizi içeri (Mersin’e) alabileceklerini ve şose yolunu katiyen takip etmememizi, çünki Kavaklı Han ile Çamalan arasında 15.000 kişilik Türk Kuvveti bulunduğunu bildiriyorlardı. Biz de pusuya düşürüldüğümüz mevkiye kadar vazifemizi tamamen ve harfiyen yaptık.

    Ne yapalım ki, talih bize yardım etmedi. Vazifelerinizi çok güzel ifa ettiğinizden dolayı hepinizin ellerini sıkmak isterdim, fakat şimdi buna ne sizin ve ne de benim vaktim müsait değildir. Yine de şerefli Türk ordusuna teslim olduğumuzdan dolayı müteselliyim. Hayatımız taht-ı emniyete alınmıştır”

    Daha sonra, teslim alınan esirler sürüsü bir saatlik mesafede bulunan Gerlez subaşına getirilmiş ve Türklüğe has şefkat ve merhamet gösterilerek bulgur pilavı ve ayran ikram etmek sureti ile rahat ettirilmişlerdir.

    Dermeli Mezarlık mevkiinde pusuya düşürülerek esir edilen Fransız sürüsünde 530 canlı, 830 tüfek, 2 kıt’a dağ topu, 13 kıt’a makineli tüfek, 27 adet otomatik tüfek, hayvan olarak; 13 baş katana, 90 baş katır, vesair eşya ve teçhizat teslim alınmıştır.

    44 BOZKURT’tan tek damla kan akmamıştır.

    Yıl 1920, yer Toros dağlarında Tarsus’un Gülek Yaylası, oyunun adı Anadolu Savaşı, sahneden kaçanlar Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar, uşak rollerinde Yunanlılar, Rumlar, Ermeniler.

    Sahnede kalanlar, dünyayı selâmlayanlar Bozkurtlar, Türkler... Mekanları Tanrı Dağı olsun...

    (KAYNAK: "Kurtuluş Savaşı'nda Kahraman Çukurovalılar")