Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplandı

Teknoloji Haberleri bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.

    Toplantıda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bir ülkede demokrasi kurumunun başarılı olmasının ve demokrasi yoluyla ülkenin istikrarlı bir şekilde yoluna devam edebilmesinin şartı, kararların, bilgiye ve uzlaşıya dayalı olarak verilebilmesidir" dedi.

    Erdoğan, TÜBİTAK'ın ODTÜ Yerleşkesindeki Uzay Araştırmaları Enstitüsü'nde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Kurulun, Türkiye'de bilim, teknoloji ve yeniliğe ilişkin politikaların tüm tarafların katılımıyla gerçekleştiği ve tartışıldığı demokratik bir ortamda çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

    Kurulun, 2004 yılından beri düzenli olarak toplanıyor olmasının Türkiye'de bilim ve teknoloji alanında gerçekleşen atılımlara önemli katkılar sağladığını anlatan Erdoğan, "Ekim 1983'ten Eylül 2004'e kadar geçen 20 yılda Kurul'un sadece 9 kere toplanabildiği göz önüne alındığında bu toplantıların söz konusu atılım üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılabilir" diye konuştu.

    Bilginin bireyler için de milletler için de yaşam kaynağı olduğunu, devletlerin bekası için vazgeçilmez unsurların başında geldiğine yönelik inançlarının, bu kararlılıklarının en önemli nedeni olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün belirlediği çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkabilmemizin yegane yolu ülkemizi bilimle, teknolojiyle eğitimle donatabilmemizdir. Milletlerin ve devletlerin gücüyle eğitim düzeyleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Milli güç, sahip olunan bilgi, bilginin derinliği ve bilgiyi kullanma kabiliyetiyle doğru orantılıdır. Esasen bilgi ve bilgiyi kullanma yetkinliği her alanda gereklidir. Örneğin, siyaset ve yönetim alanında da aynı durum geçerlidir.

    Siyasetin, Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamı 'Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı ile ilgili özel görüş ve anlayış'tır. Buna göre siyaset, uluslararası ilişkilerden ekonomiye, bilimden kültüre her alanda bir yönetme sanatıdır. Bizim siyaset anlayışımız, devlet işlerini, milletin mutluluğu ve refahı için Cumhuriyetimizin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğu ilkesi çerçevesinde yürütme esasına dayanır. Eğer bu konularda yeteri kadar bilgiye sahip olunabiliyor ve bilgiye dayalı kararlar verilebiliyorsa, yönetim başarılı oluyor demektir."

    "Hedef, dünya ekonomisinde ilk 10'da olmak"

    "Ekonomide, kültürde, uluslararası ilişkilerde ve diğer alanlarda dünyanın nereye gittiği konusunda elinizde sağlam bilgi yoksa, yönetici olarak sizin çözüm üretebilmeniz söz konusu değildir" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Bir ülkede demokrasi kurumunun başarılı olmasının ve demokrasi yoluyla ülkenin istikrarlı bir şekilde yoluna devam edebilmesinin şartı, kararların bilgiye ve uzlaşıya dayalı olarak verilebilmesidir. Aynı şekilde bugün dünyada bilim ve teknoloji ve yenilik eksenli ekonomiler, rekabet gücü yüksek güçlü ekonomilerdir.

    Ekonomimiz güvenilir bilimsel bilgiye dayanıyorsa, istikrarı yakalamanız ve bu düzeydeki ülkeler ile rekabet edebilmeniz de mümkün olabiliyor. Bunun için ekonomik hayatın sürekli olarak değişen ve zenginleşen bilgi ile yürütülmesi gerekiyor.

    Türkiye olarak, gelecekte dünya ekonomileri arasında ilk 10 ülke arasında olmayı hedefliyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında bunu yakalamayı hedeflemiş durumdayız. Bu hedefe bilim, teknoloji, ve yenilik çalışmalarının başarılı sonuçlarının ekonomimize yapacağı katkı ile ulaşabileceğimiz açıktır.

    Sadece teknikte ve teknolojide değil, sosyal psikolojiden tarihe, arkeolojiden felsefeye hukuktan eğitime her alanda ancak bilimi kullanıp, yenilik yaparak başarılı olabilirsin. Toplumsal hayatın her alanı güvenilir bilgi göz önünde bulundurularak düzenlenmelidir."

    Türkiye'nin ve Türk toplumunun mevcut gelişmişlik düzeyini dikkate almayan, geleceğe ilişkin hedefleriyle uyuşmayan bir anlayışla girişilecek çabaların başarılı olabilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Ancak ekonomik hayatla ve demokrasi ile uyum içerisinde gerçekleşebilecek çalışmalarla istikrar içinde değişmenin ve yenilenmenin yolları açılabilir" dedi.

    Erdoğan, Türkiye'nin bilim, teknoloji ve yenilik çalışmalarında son yıllarda büyük sıçramalar yaptığı ve üstün performans gösterdiğinin gözlendiğini belirterek, "Hatırlanacağı üzere 2004 yılı ve öncesinin AR-GE göstergelerinde ulusal ve uluslararası patent konusu en zayıf olduğumuz alanlardan biriydi.

    Alınan tedbirler ve verilen teşviklerin katkısıyla yerli patent başvurularında 2007'de 1 yıl önceye göre yüzde 80'lik bir artış oldu" diye konuştu.

    Uluslararası patent başvurularında artış

    Türkiye'nin uluslararası patent başvurularında 2002-2006 yılları arasında 3 katı aşan bir artışla 30. sıradan 26. sıraya yükseldiğini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Artış hızı itibariyle de dünyada Çin'den sonra ikinci oldu. Bilimsel yayınlarda da ülkemiz aynı dönemde yüzde 83'lük artışla dünyada artış hızına göre 3. olarak 22. sıradan 19. sıraya yükseldi. Doğal olarak bu başarının arkasında bilim insanlarımız ve üniversitelerimiz vardır.

    Kendilerine teşekkür ediyorum. Ülkemiz, 2002-2006 yılları arasında dünyada araştırmacı sayısını en hızlı artıran ülkedir.

    Araştırmacılarımızın önündeki tüm engelleri kaldırmak ve onların toplumda hak ettiği yeri almasını sağlamak için her türlü çabayı gösteriyoruz ve göstermeye devam edeceğiz. İfade ettiğimiz sonuçlar, bu çabalarımızın meyvelerini almaya başladığımızı gösteriyor. Bu dönemde, AR-GE harcamaları 2 katına çıktı."

    Erdoğan, yurtiçi hasıladan AR-GE'ye ayrılan payın gelişme sağlansa da henüz hedefledikleri noktaya gelemediklerini belirterek, bilimin teknoloji ve yenilik çalışmalarının ürün ve hizmete dönüşerek ticarileşmesinin dünyanın büyük ekonomilerindeki en önemli itici güç olduğunu kaydetti.

    Erdoğan, özel sektörün AR-GE'yi sahiplenmesinin ancak üretilen bilginin ekonomik değerlere dönüşmesi ile mümkün olabileceğini vurgulayarak, bu dönemde Türkiye'de özel kesimin AR-GE ve yenilik faaliyetlerinin önemli bir ivme kazandığını belirtti.

    Türk araştırmacılar kendilerini Avrupa'ya kabul ettirdi

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, artık Türk araştırmacısının kendini Avrupa'da kabul ettirdiğini belirterek, "Kuruluşlarımız, üç boyutlu telefon geliştirmeden mikrodalga erişim sistemlerine, sınır güvenliği araştırmalarından buğdayın ürün ömrünün arttırılmasına, yeni üretim teknolojilerinin geliştirilmesine kadar pek çok ileri teknoloji projesini Avrupalı ortaklarıyla beraber hayata geçiriyor" dedi.

    Erdoğan, TÜBİTAK'ın ODTÜ Yerleşkesindeki Uzay Araştırmaları Enstitüsünde
    düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, 2002-2006 döneminde özel
    kesimin AR-GE harcaması ve AR-GE personeli sayısının üç kattan fazla
    arttığını söyledi.

    Erdoğan, bu artışta özel sektöre kamu kaynaklarından verilen araştırma desteklerinin önemli bir etkisi olduğunu ifade ederek, bu umut verici gelişmelerin sürdürülebilmesi için hükümetin özel sektöre verdiği kamu AR-GE desteklerini artırarak devam ettireceğini kaydetti. Aynı gayreti özel sektörden de beklediklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

    "Her zaman vurguladığım gibi, bilginin sosyal ve ekonomik yarara dönüşebilmesi için özel kesimin bilim ve teknoloji alanında çekici güç olması gerekir. Gelişmiş ülkelere baktığımızda özel sektörün AR-GE harcamaları içindeki payının yüzde 60 ile yüzde 70 arasında olduğunu görüyoruz.

    Bizim ülkemizde ise bu rakam 2002'de yüzde 29 iken 2006'da yüzde 37'ye yükseldi. Bu artışa rağmen, hala AB ortalamalarının yarısı civarındayız. Üniversitelerimizin AR-GE harcamaları da bu dönemde iki kat arttı. Üniversitelerimiz birikimlerini ülkenin gelişmesine katkı sağlayacak çalışmalar için seferber ederken, bilimin sınırlarını zorlayan araştırmalar da gerçekleştiriyorlar.

    Bu şekilde, geleceğin araştırmacıları ve nitelikli insan gücü yetişiyor. Hükümet olarak, bu çalışmaların tüm yurt sathına yayılması için bizden beklenen her şeyi yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Özel kesimin ve üniversitelerimizin yanında, bu alandaki en önemli müesseselerden biri de kamu araştırma enstitüleridir. Başta Amerika olmak üzere, araştırmaya en fazla kaynak ayıran ülkelere baktığımızda farklı adlarla ama özerk ve otonom yapılar içinde çalışan kamu araştırma enstitülerinin çok önemli milli ve stratejik projeleri hayatı geçirdiklerini görüyoruz."

    "Avrupa'da kendini kabul ettirdi"

    Başbakan Erdoğan, bu nedenle göreve geldiklerinden bu yana başta TÜBİTAK Araştırma Enstitüleri olmak üzere bu nitelikli kurumlara büyük önem verdiklerini vurgulayarak, "Bugün memnuniyetle görüyorum ki, bu enstitüler başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere pek çok devlet kurumunun bilimsel ve teknolojik ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

    Çalışmalarıyla kritik ve stratejik alanlarda ülkemizin bağımsızlığına katkı sağlıyorlar" dedi.

    Bugüne kadar yurt dışından büyük zorluklarla ve ciddi meblağlar ödeyerek alınabilen birçok savunma sisteminin, artık Türkiye'de geliştirildiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Bu ürünlerin zaman içinde çoğalması sonucunda ordumuzun yurtdışı tedarik bağımlılığı azalacak. Dolayısıyla gücümüze güç katacaktır.

    Teknolojisi bize ait olan bu sistemlerin yurt dışına ihracının ekonomimize yapacağı müspet katkıları da önemsiyoruz. Bunlarla birlikte söz konusu çalışmalar bize müttefiklerimizle daha fazla ve avantajlı konumda iş birliği yapma imkanı sağlayacaktır. Bu konuda projeler üreten ve yürüten üniversitelerimize TÜBİTAK enstitülerine, savunma sanayi kuruluşlarımıza ve özel şirketlerimize şükranlarımı sunuyorum.

    Bilim, teknoloji ve yenilik alanında uluslararası faaliyetlerimizde de önemli gelişmeler yaşanıyor. Son yıllarda gerek ikili ve çok taraflı anlaşmalar, gerekse AB'nin topluluk programları çerçevesinde projelere katılımımız ve başarılarımız katlanarak artmaya başlandı. Geçtiğimiz yıl Türkiye, AB 7. çerçeve programında ilk defa programa yaptığı katkının iki katı geri dönüş sağladı.

    Bundan daha önemlisi, memnuniyetle görüyoruz ki, artık Türk araştırmacısı kendisini Avrupa'da kabul ettirdi. Araştırmacılarımız, AB'nin ileri teknoloji oluşturan projelerinde daha güçlü bir şekilde yer alıyorlar.

    Kuruluşlarımız, üç boyutlu telefon geliştirmeden mikro dalga erişim sistemlerine sınır güvenliği araştırmalarından buğdayın ürün ömrünün artırılmasına, yeni üretim teknolojilerinin geliştirilmesine kadar pek çok ileri teknoloji projesini Avrupalı ortaklarıyla beraber hayata geçiriyor.

    Araştırmacılarımız, AB'nin bu ileri teknolojiyi oluşturan projelerinde daha güçlü yer almaya devam edeceklerdir ve karar organlarında da yer alıyorlar."

    "Kat edilecek çok yolumuz var"

    Başbakan Erdoğan, AB'nin 2007 İlerleme Raporu'nda, Türkiye'nin bütünlüklü bir araştırma stratejisinin tasarımı ve uygulanması bakımından ileri düzeyde olduğunun vurgulandığını anımsatarak, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyel göz önüne alındığında bugün gelinen noktanın çok memnuniyet verdiğini, ancak yeterli olmadığını söyledi.

    Erdoğan, "Süratimiz iyi ama daha kat edilecek çok yolumuz var. Hükümet olarak, bu alana başından beri gösterdiğimiz özeni önümüzdeki yıllarda da artırarak devam ettireceğiz" dedi.

    Erdoğan, bu çerçevede AR-GE ve yenilik yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edilebilir bir yapıya kavuşturulması için gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirdiklerini belirterek, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine çeşitli vergi teşviki sağlayan "Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkındaki Kanun"u çıkardıklarını hatırlattı. Erdoğan, ilgili yönetmeliğin de yakında çıkarılacağını bildirdi.

    Başbakan Erdoğan, söz konusu kanunla AR-GE personeli ve nitelikli iş gücü istihdamının artırılması dahil, bu alanda pek çok yeni destek ve teşvik getirdiklerini söyledi. Bu kanunla sağlanan destek ve teşvikler sayesinde bilginin ticarileşmesinin, rekabet öncesi işbirliklerinin, girişimciliğin ve bu alana yapılan yatırımların önünün biraz daha açılacağını kaydetti.

    Yönetim anlayışlarının insan odaklı olduğunu anlatan Erdoğan, "Bu alanda faaliyetlerimizin merkezinde de insan vardır. Bilgi ve insan arasında özellikle ilgi ve sevgi bağı kurmalıyız. Bu bağ, bizi bilime daha çok yaklaştıracaktır. Ancak bu şekilde bilimin özümsendiği ve sahiplenildiği bir toplum haline gelebiliriz" diye konuştu.

    Bugün en önemli sorunlardan birinin de pek çok alanda bilgide derinleşme ve yeterli uzman sayısına ulaşma konusunda daha mesafe alınmasının gerekli olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

    "Bunun sonunda da hayatımızda sathi ve yanlış bilgiler hakim olabilmekte, bu yanlış bilgiler hızla yayılarak yanlış kararlar alınmasına, yanlış işler yapılmasına yol açabilmektedir. Bilginin yayılma hızı çoğu defa bilginin derinliği ve doğruluğu ile ters orantılı olabiliyor. Doğru ve derin bilgi üretmek de yaymak da çaba ister, alın teri, göz nuru ister, akletmek gönül ve sevgi vermek ister.

    Birini, himayemize alarak dikkat ve özenle desteklememizin sebebi işte budur. Ülkemizde bilim okur-yazarlığının yükseltilmesi konusundaki her faaliyetin samimiyetle arkasında olduğumuzun bilinmesini isteriz. Bu çerçevede bilim insanlarımızın toplumla kaynaşması, bilim kurumlarımızın toplumla hemhal olması, onun dertlerine derman olması gerekiyor."

    Erdoğan, bu amaçla TÜBİTAK'ın Mart ayı içerisinde 16 büyük ilde bilim merkezlerinin kurulmasına destek vermek amacıyla yeni bir proje çağrısı yaptığını anımsatarak, "Önce kendimizi, sonra işimizi ve nihayet ülkemizi yönetecek kadar sağlam bilimsel bilgiye sahip değilsek, bugünün dünyasında başarılı olanlarla yarışabilmemiz mümkün değildir. Son yıllarda gerçekleştirilen atılımlar ne kadar önemliyse bu çabaların sürdürülebilirliğinin sağlanması da o kadar önemlidir" dedi.

    Başbakan Erdoğan, hükümet olarak bilim, teknoloji ve yenilik sistemine verdikleri desteği sabır ve kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayarak, araştırma ve araştırmacıya yapılan yatırımı güçlü Türkiye'nin aydınlık geleceğine yatırım olarak gördüklerini kaydetti.

    CnnTURK