Benin Tarihi

Dünya Ülkeleri bölümünde yer alan bu konu deep tarafından paylaşıldı.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Benin Tarihi - Benin hakkında bilgi

    Benin Tarihi:

    İslâm'a Giriş

    Benin tarihinde çok eskilere gidilememekle beraber kaynaklarla bilinen tarihi, 10.yy da İslâmiyet'in bölgede yayılmasıyla başlar. Dahomey Krallığı, Fransız sömürge dönemi ve özgürlük sonrası olarak devam eder.

    Benin halkı İslâmiyet'le Kuzey Afrika ülkelerinden buralara giden Müslüman tüccarlar ve kuzeydeki Müslüman koloniler vasıtasıyla tanıştı. Benin'in kuzeyinde Nijer havzasında kurulan Songay krallığının Benin'de İslâm'ın yayılmasında önemli etkisi oldu.

    Ülkenin kuzeyinde daha çok Dendi kabileleri bulunmaktadır. Dendi kabilelerinin yaşadığı bölgelerin bir kısmı Songay krallığının hâkimiyeti altındaydı. Bunlar arasında İslâm yayıldı. Daha sonra Dendiler güneye doğru yani Benin'in kuzey kesimlerine doğru göç ettiler ve buralardaki kabileler arasında İslâm'ı yaydılar. Bunun yanı sıra Benin'in Songay'dan Atlas Okyanusu'na doğru uzanması bir ticaret yolu olarak kullanılmasını zorunlu kılıyordu. Buradaki Müslümanlar Batı Afrika sahillerindeki ülkelere ticarî kervanlar kaldırarak kuzeyden tuz ve diğer ürünlerle birlikte kölelerin güneye, güneyden de kola, altın ve başka malların Nijer ülkelerine taşınması yoluyla bölgeler arası ticarette önemli rol oynadılar. Böylece ülkenin kuzeyini güneye bağlayan kervan yolları üzerinde teşekkül eden şehirlerdeki Müslüman tüccarlar İslâmiyet'in buralarda tanınıp yayılmasını sağladılar. Mahallî Önderlerin İslâm'a girmeleri ve Müslümanların yerli kadınlarla evlenmeleri de İslâm dininin yayılmasında etkili olmuştur.

    17. yüzyılın başlarında Faslıların Songay krallığını ortadan kaldırmaları üzerine bazı Müslümanların Benin'in kuzeyine yerleşmeleri Benin halkı arasında İslâm'ın yayılmasında bir diğer etken oldu. Bütün bu göçlerden sonra kuzeydeki Parakou şehri, İslâm tebliğinin önemli bir merkezi halini aldı. Böylece putperest köylerinin yanı başında İslâm köyleri oluşmaya başladı. Parakou şehrinde gerçekleşen değişim çok geçmeden onun paralelindeki Cuku şehrinde gerçekleşti. Diğer taraftan XVIII. yüzyılda doğu ve kuzeydoğu taraflarından Benin'e gelen ve asıl meslekleri çobanlık olan Pöller de ülkenin orta bölgesine yerleşerek önemli bir Müslüman topluluğu meydana getirdiler. Ayrıca Borgu ve civarında yaşayan Baribalar'ın bir kısmı da XIX. yüzyılda İslâm'a katıldılar. Benin'in güneyine İslâmiyet'i getirenler Nijerya'dan Porto Novo, Uida ve Kotonu'ya ticarî mal taşıyan Müslüman Yoruba tüccarları olup bazıları burada kalarak İslâm'ın yayılmasında rol oynadılar. XIX. yüzyılın ortalarında Brezilya'dan geri dönen bir grup Müslüman da ülkede İslâm'ın yayılmasına hizmet etti. Ayrıca Nijerya'dan ülkeye gelen çeşitli tarikatlara mensup mürşitler bazı şehirlerde zaviyeler kurarak İslâm'ın özellikle güney bölgelerde kökleşmesine önemli katkıda bulundular. 19. yüzyılın sonlarına doğru İslâm Benin'in orta ve güney kesimlerine de ulaştı. İslâm'ın güneye ulaştırılmasında ticari faaliyetlerin yanı sıra Nijerya'dan gelen Müslüman Yorubaların da etkisi olmuştu. Zaman içinde güneyde Müslümanlar çoğunluğu teşkil ettiler.
    Tarihi Seyir

    İlk olarak 15. Yüzyılda Portekizli sömürgecilerin bugünkü Benin kıyılarına çıkmalarıyla tanınan bu bölgede üç krallık bulunuyordu. Bunların en güçlüsü ve en etkilisi, bölgede bulunan en büyük krallık olan Dahomey Krallığı, bölgedeki kabileleri hâkimiyeti altına alıp sınırlarını epeyce genişletmiştir.

    Ülkenin sınırlarını genişleten Kral Dakadonou'nun oğlu Ouegbadja da (1645-1685) Dahomey'i daha güçlü bir devlet haline getirdi ve köle, altın ticareti ve dinî amaçlarla kıyı bölgesine gelen Avrupalılarla ilişki kurdu. Bir yandan da Fransız ve İngiliz sömürgecilere karşı kendini emniyete almak için onlarla ticari işbirliğine gidiyor, bu alanda bazı tavizler veriyordu. Bu kolaylıklar ve tavizler sayesinde Fransız ve İngiliz sömürgeciler çok sayıda siyah insanı köle olarak Avrupa ve Amerika'ya götürmüşlerdir. Bugünkü Benin kıyılarında o zamanlar köle ticaretinin önemli merkezleri kurulmuştu.

    Ouegbadja'nın yerine geçen Kral Ağaca (1708-1732), Fransızlar tarafından inşa edilen kalelerin bulunduğu Allada ve Uida şehirlerini ele geçirdiyse de kuzeydeki Oyo Krallığı'nin saldırılarına dayanamadı ve Dahomey topraklarının bir kısmı bu devletin eline geçti. Kıyı bölgesinde kaleler ve çiftlikler kuran Fransızlar'ın etkisi, köle ticaretinde Avrupalılar'a birtakım kolaylıklar sağlayan Kral Ağaca sayesinde giderek arttı.

    Kral Gezo'nun (1818-1858) iktidara gelmesine kadar Dahomey'de çeşitli karışıklıklar yaşandı ve ülke köle ticareti sebebiyle güçsüzleşti. Gezo, ülkesini Oyo Kralliğı'nın vesayetinden kurtardı ve kuzeyde Mahiler'e, batıda Eveler'e, özellikle doğuda Egba ülkelerin yayılma hareketine girişti. Doğuda Abeokuta ile savaşları aralıksız sürdü ve Dahomey'in yenilgisiyle sonuçlandı. Köle ticaretinin bütünüyle Avruplalıların eline geçmeye başlamasıyla Gezo, Avrupa'nın hurma yağı talep ettiği bir dönemde, hurma bahçelerini geliştirdi. Mısır, tütün, domates gibi besin ağırlıklı tarım üretimine başladı. 1840'tan itibaren İngiltere ile Fransa arasında bir çatışma konusu olan Grand Popo ve Uida'ya Fransızlar'ın yerleşmeleri Kral Gezo zamanına rastlar. 1851'de Fransa ile Gezo arasında yapılan antlaşmayla Fransa bazı ticarî imtiyazlar kazandı.


    Gezo'nun yerine geçen Gle Gle (1858-1889) zamanında Fransızlar Kotonu ve Agu'ya da yerleştiklerinden bölgedeki nüfuzları giderek arttı. Mayıs 1868 tarihli Kotonu Antlaşması ile Fransa'nın Benin kıyılarında geniş haklar elde etmesi ve buradaki nüfuzunun artması İngiltere'nin protestosuna yol açtı ve bu sebeple bazı çatışmalar çıktı. 1882'de Porto Novo ve Kotonu üzerinde himaye idaresi kuran Fransa, Berlin Kongresi'nden sonra mahallî yöneticilerle yaptığı bazı anlaşmalarla bölgedeki gücünü arttırdı ve bölgeyi fiilen işgale yöneldi. Bu kolaylıklar ve tavizler sebebiyle Fransız ve İngiliz sömürgeciler çok sayıda siyah insanı Avrupa'ya, Amerika'ya, Brezilya'ya, Haiti'ye ölesiye çalıştırılmak üzere köle olarak gönderdiler. Bugünkü Benin kıyılarında o zamanlar köle ticaretinin önemli merkezleri kurulurdu. Fransızlar köle ticaretinde ve daha başka alanlarda kendilerine sağlanan kolaylıklarla yetinmeyerek Dahomey krallarıyla yapılan bu iki ayrı anlaşma sayesinde Benin kıyılarına iyice yerleşmişlerdi. Bu durum İngilizlerle aralarının açılmasına ve bazı çatışmalara yol açtı. 1882'de Porto Novo ve Cotonou'da himaye yönetimi kuran Fransız sömürgeciler ülkeyi tamamen işgale kalkıştılar. Kral Behanzin bu sömürgeci tavra karşı silahlı mücadele vermeye çalıştıysa da 1893'te krallığın merkezi Abomey'e giren Fransız birlikleri Kral Behanzin'in yönetimine son verip Fransız hükümeti ülkeyi sömürgelerine dâhil etti.

    Önce Martinik adasına, sonra da Cezayir'e sürgüne gönderilen Behanzin, 1906 yılında burada öldü.

    1904 yılında Fransız Batı Afrikası'na katılan Dahomey, sömürge yönetimi altında idarî bakımdan üç bölgeye ayrıldı. Fransa'nın buradaki temsilcisi Porto Novo'da oturan ve geniş yetkilerle donatılmış bulunan genel vali idi. Ülkenin yönetiminde, genel valinin başkanlığı altında kurulan idare meclisi, 1946 yılına kadar en yüksek organ olma durumunu korudu.

    Ülkenin üç önemli şehri Porto Novo, Uida ve Kotonu'da da belediye teşkilâtları kurulmuştu. Savaştan sonra yönetimde daha geniş yetkilere sahip ve üyeleri seçimle gelen bir genel konsey kuruldu. Bu konsey, Fransız Batı Afrikası'nın başşehri Dakar'daki meclise 5, Paris'teki Fransız Birliği Meclisi'ne de 2 temsilci gönderiyordu.

    Benin Körfezi'nde 1883'te oluşturulan Fransız kuruluşlar, 1894'te Dahomey sömürgesi ve eklentilerine dönüştü. Dahomey, 1904'te Fransız Batı Afrikasına bağlanıncaya kadar mali özerkliğini sürdürdü. Sömürgenin sınırları çeşitli antlaşmalarla belirlendi; Almanya ile 23 Temmuz 1897'de, İngiltere ile 14 Haziran 1898'de. O tarihte ülke iki parçaya ayrıldı. Bu parçalardan biri, kıyı ile 9. enlem arasındaki bölgeyi tümüyle içine alan, yani aşağı yukarı Ace ve Yoruba istilasına uğramış bölge olan Aşağı Dahomey, diğeri ise Bariba ve Volta etkisi altındaki bölgeyle göçmenlere sığınaklık etmiş olan bölgeyi içeren kuzey kesimiydi.

    Behanzin'in kardeşi Agoli Agbo, Abomey kralı seçildi ama hiçbir yetkiye sahip olamadı ve 1900'de tahttan uzaklaştırıldı. Bundan sonra ülkenin kuzey kesimi de eski Porto-Novo krallığı gibi doğrudan yönetim sistemi altına sokuldu, geleneksel aristokrasinin temsilcileri, çoğu kez konton ve köy yöneticisi olarak kaldılar.

    Misyoner teşkilatlar sayesinde çok erken tarihlerden beri okullarla donatılan güney, geçici nitelikte siyasi partilerin kurulmasıyla gerçek bir siyasi yaşama ulaştı. Çok etkin bir basın, sömürge yönetiminin kötülüklerini vurgulayarak bu siyasi yaşama canlılık katıyordu. Kuzeyin geri kalmışlığı, II. Dünya Savaşı etkisindeki Fransız yetkililerin bazı çabalarına rağmen, bağımsızlığa kadar sürdü. Fransız Batı Afrikasının öğrenci semti haline gelen Dahomey, federasyonun diğer ülkelerinin ihtiyaç duyduğu idari ve özel işlerde çalışacak kadro elemanlarının önemli bir kısmını karşılıyordu. Sömürge döneminde ilk ve orta öğretim daha yaygın olduğundan bu topraklar bütün Fransız Batı Afrikası'na yerli memur yetiştiriyordu. Katolik misyonerlerinin en yoğun olduğu yer de burasıydı. Dahomey'de Fransız etkisi altında yetişen bu kadro daha sonraları meydana gelen bürokratik burjuvanın çekirdeğini oluşturdu ve bütün siyasal hareketlere önderlik etti. Dahomey krallığını onların görüşleri biçimlendirdi. Para ekonomisinin gelişmesiyle yeni toplumsal sınıflar da ortaya çıktı. Bir ticaret burjuvası meydana geldi. Ücret karşılığı çalışan işçilerin de sayısı arttı.

    Dahomey, sömürge yönetimi altında iken 1. Dünya Savaşı sırasında halkın askere alınmak istenmesi ile Bariba (1916), Somba (1917) ve Mono (1918) çevresindeki yerlerde ayaklanmaya yol açtı. 1923'te ve 1936'da ülkenin çeşitli yerlerinde karışıklıklar ve bazı ayaklanmalar devam etti. XX. yüzyılın başlarından itibaren mahallî basının doğuşu ile birlikte milliyetçi nitelikte gösteriler giderek yoğunluk kazandı. 1921'de çıkmaya başlayan La Guide du Dahomey adındaki mecmua ile bu tarihten itibaren artan basın cemiyetlerinin sömürgecilerin yolsuzluklarına karşı yürüttükleri mücadele, ülkenin siyasî ve sosyal tarihinde önemli birer etken oldu.

    İlk siyasi partiler, 1950'lerde, bölgesel etnik farklılıklar göz önünde tutularak kuruldu. Programları birbirine benziyordu. 1960'a doğru bütün bu siyasi gruplar bağımsızlık isteğinde birleştiler. 1955'de kurulan işçi sendikaları da kurtuluş hareketinde rol oynadı. Dahomey Ulusal İşçi Sendikaları Federasyonu 1958'de ülkenin Fransız Birliği'ne katılmasına karşı çıktı.

    II. Dünya Savaşı yıllarında Fransız Batı Afrikası ile beraber müttefiklere bağlı kalan ülkede savaştan sonra ilk defa kurucu meclis seçimleri yapıldı (Ekim 1945). Nisan 1947'de ülkenin ilk siyasal partisi olan Union Progressiste Dahomeenne kurulduysa da birkaç ay sonra partinin güçlü isimlerinden M. Ahomadegba'nın Bloc Populaire Africaine'ı kurmak için ayrılması üzerine bazı siyasî karışıklıklar ortaya çıktı. M. Apithy de Dahomey İlerici Birliği'nden 1951'de ayrılarak Parti Republicain du Dahomey'i kurdu. Bunlardan başka yine 1950'li yılların başlarında ülkenin kuzeyinde M. Hubert Maga'nın öncülük ettiği bazı siyasî gruplaşmalar oldu ve 1953'te Mouvement Democratigue Dahomen adlı parti kuruldu, daha sonra da Rassembiement Democratique Dahomeenne adını aldı. 1955'te kurulan Union Democratique Dahomeenne Apithy'nin liderliğindeki Parti Republicain du Dahomey ile Maga'nın liderliğindeki Rassembiement Democratique Dahomeenne'nin yanında üçüncü güç olarak ülkenin siyasî hayatında önemli rol oynadı.

    Dahomey 1956'da içişlerinde özeklik elde etti ve 1958'de topluluğun üyesi haline geldi. Bu sırada iktidarda Aphity'nin başkanlığındaki Dahomey İlerici Partisi'nin elinde bulunuyordu. Ama Aphity, ülkesini Mali konfederasyonuna sokmayı reddederek iktidarı terk etti. Ağustos 1960'ta ise Fransa'dan tam bağımsızlığını aldı ve topluluktan ayrıldı. Bağımsızlıkla beraber Dahomey, ciddi bir siyasî istikrarsızlık içine düştü ve ülke IMF'ye katıldı. Ülkede istikrarsızlıkların en yoğun olduğu 1960-1972 yılları arasındaki dönemde altı hükümet darbesi gerçekleştirildi. Yeni anayasanın yürürlüğe girmesinden sonra Aralık ayında yapılan seçimleri Maga'nın Dahomey Birlik Partisi (The Parti Dahomeen de L'Unite) kazanarak iktidara geldi ve Maga cumhurbaşkanı, Apithy de yardımcısı oldu. Hubert Maga, ülkesini Antant Konseyi'ne üye yaptı ve Fransa ile işbirliği antlaşmaları imzaladı.


    Ülke ekonomisi o yıllarda oldukça kötüydü. Dış ticaret açığı 5 milyar Afrika Frangını aşıyordu. Endüstri ve tarım çok yardıma muhtaç durumdaydı. Bütçenin yüklü bir kısmı devlet mekanizmasının işlemesi için harcanıyordu. Köylerde kıtlık baş gösterdiği sırada kentlerde de grevler oluyordu. Dahası bağımsızlığa kavuşmuş komşu ülkelerden geri dönen çok sayıda devlet memuru ve askerin yol açtığı işsizlik sorunuyla uğraşmak epeyce güç bir meseleydi.

    Bağımsızlıktan bir ay sonra (1 Eylül) memurların grev hakkının kısıtlanması ve takriben iki ay sonra da (24 Ekim) ücret artışı sağlamak için grevler baş göstermişti.

    Siyasi partilerin mücadelesi devam ederken, Dahomey Demokratik Birliği'ni temsil eden bakanlar istifa ettiler. Diğer iki parti de Dahomey Birliği Partisi adı altında birleştiler. Aralık 1960 seçimlerinde iktidar partisi muhalefeti yenilgiye uğrattı, Maga başkan ve Apithy başkan yardımcısı seçildi, tek parti hükümeti kuruldu. Bu meseleler meydana gelirken rekabetten sendikalar da payını aldı ve 1961 senesinde bölünme yaşadılar.

    Hükümetin kurdurduğu Dahomey Ulusal İşçi Federasyonu "yapıcı sendikalizm" adı altında bir program kabul etti. Ve bu federasyonun ileri gelenleri Çalışma Bakanı ile yaptıkları görüşmede sendikaların hiçbir zaman hükümetten bir şey talep etmeyeceklerini, yalnız incelenmek üzere öneride bulunacaklarını açıkladı. Anlaşılacağı gibi, sendikacılar egemen çevrelerle tam işbirliği içindeydi ve yine 1961'de kabul edilen 'güvenlik' kanunu huzuru bozan kimselerin tutukluluğunu ön görüyordu. Bu sıralarda basın özgürlüğünü kısıtlayan bir kanun da kabul edildi ve iç politika ilkesi olarak 'Dahomey demokratik dinamik sosyalizmi' diye bir kavram atıldı ortaya. Fakat bu yargıdan ekonomik gelişme için planlama, karma ekonomi ve özel sektörün durumunun korunması anlaşılıyordu. 1961'de kabul gören 62-65 yılları arası için düşünülen kalkınma planı bu eğilimi yansıtıyordu tamamen. Bu tasarıyı hayata geçirmek için gereken bütçe takriben 40 milyar Afrika frangını aşıyordu. Hükümet kalkınma planı çerçevesinde evvela tarım işlerindeki üretimin artırılmasını istiyordu ki bu sebeple tarım kooperatifleri kurma yoluna gidilmişti. Plan birkaç imalât endüstrisi kurmayı da öngörüyordu. Eğitim ve sağlık hizmetlerine de hatırı sayılır meblağlar ayrılmıştı.

    Fakat hükümet prestij sağlayacak, pahalı ve büyük projelere kendini kaptırıp, tarım ve endüstriye ayrılması gereken bütçeden daha az bir yatırım yaparak, yiyecek üretiminin arttırılması yerine azalmasına sebep oldu. Gün geçtikçe artan bir nüfus aşikârdı bunun yanında o dönemde vaat edilenin zıddına bir tek palmiye yağı fabrikasından başka endüstri tesisi kurulamadı.

    Hükümet devletçi nitelikte görünen başka tedbirler de almak zorunda kaldı. Ve büyük bir kısmını devletin elinde bulundurduğu bir Dahomey Kalkınma Bankası ve Dahomey Bankacılık Şirketi kuruldu. Bunun yanında Dahomey Cumhuriyeti Ekonomik Kalkınma Şirketi, tarım kooperatiflerini desteklemek için Ulusal Tarım Kalkınma Şirketi, yabancı ihracat firmalarının yanı başında faaliyet gösterecek olan Dahomey Ticaret ve Endüstri Şirketi karma devlet ve özel sektör şirketleri olarak meydana getirildi. Bundan başka, dört fabrika devlete geçti.

    Yapılan tüm bu faaliyetler yine olumlu sonuçlanamamıştı. Ve yabancı sermayenin ülke ekonomisindeki etkisi azalacağı yerde, aksine yarattığı etki hızla artmaya başlamıştı. 1961 senesinde yapılan Yatırım Kanunu yabancı sermaye için celbedici niteliklere sahipti. Devlet mekanizmasında da gözle görülür bir bozukluk söz konusuydu. Ve açılan soruşturmalar H. Maga önderliğindeki hükümeti zor duruma sokuyordu. Yüksek yönetim birimindeki kimseler bir yandan da ticaret yapıyorlardı. Öte yandan, bölgecilik eğilimleri de baş göstermişti. Kentlerde işsizlik ve pahalılık artmakta, ücretlerse aynı seviyede kalmaktaydı. Yine aynı yıl hükümet, ücretleri %10 nispetinde düşürmüştü bile.

    Ve sene 1963 Ağustos ayı... İktidarda bulunan Dahomey Birlik Partisi'nin kongresinde zuhur eden ayrılıklar sebebiyle bir kargaşa yaşandı. İktidar parti elbette ülke problemlerini göz ardı edemezdi. Sendikalar bile ilk kez asgari ücretlerin arttırılmasını, yaşama ve çalışma koşullarının düzeltilmesini istemişlerdi. Aslına bakılırsa tabandan gelen tüm bu istekler kongre kararlarında yer aldı almasına da uygulama gerçekleşemedi.

    Ve Soglo, Apithy, Maga ve Abomey Fonları'nın temsilcisi Justin Ahomadegbe'nin yer aldığı üç partili bir geçici hükümet kuruldu.

    1964'te Ocak ayında gerçekleşen referandumla yeni bir anayasa kabul edildi. İnsan haklarına ilişkin yeni bir bölümden başka, sendikalara özgürlükler ve işçilere grev hakkı verildi. Ve bu anayasada 1960 anayasasından farklı olarak, devlet ve hükümet başkanlığı aynı kişide birleşmeyecek, Başkan Yardımcısı hükümet başkanlığı yapacak, her ikisi de genel oyla seçilecek ve Başkan içi çatışmaları önlemek için silahlı kuvvetleri iktidarı ele almaya davet edemeyecekti.

    1964 başında yeni anayasanın yürürlüğe konulması ve Apithy'nin cumhurbaşkanlığı makamına, Ahomadebge'nin de başbakanlığa getirilmeleri hiçbir şeyi çözemedi. Bu iki kişi arasında şiddetlenen rekabet, ordunun yeniden müdahalesine yol açtı. Bu iç karışıklıklar ve ekonomik sıkıntılar sebebiyle Ekim 1965'te sendikaların başını çektiği askeri bir darbe ile Maga yönetimden uzaklaştırıldı ve yerine Albay Christophe Soglo geçti. Soglo, yönetimi tekelde bulundurmayı başarmıştı. Sonra 1967 yılında Binbaşı Maurice Kouandete komutasında bir darbe daha yaşandı, bu kez devrilen Soglo olmuştu. Yarbay Alphonse Alley devlet başkanı olarak General Soglo'nun yerini aldı.

    1968 yılında yeni bir anayasa seçmenlerce onaylandı. Fakat Mayıs ayında Alley, Dr. Acu'yu Cumhurbaşkanlığına getiren seçimi geçersiz saydı. Çeşitli olaylardan ve bu arada devlet başkanı olan Dr. Emile Derlin Zinsou'yu başkan olarak atadı. 1969 yılı Yarbay Kouandete Başkan Zinsou'nun görevine başarısızlıklarından dolayı son verdi. Bu bölgenin ülkeden ayrılmasından endişe duyan askeri yönetim 1970 Başkanlık seçimlerinde hemen hemen eşit oy alan Ahomadegbe, Apithy ve Maga'dan oluşan başkanlık konseyine devretti. Maga bu üçlünün iki yıl boyunca görev alacak ilk başkanı oldu.

    1970'te iktidar, seçimlerde hemen hemen eşit oy alan Ahomadegbe, Apithy ve Maga'dan oluşan başkanlık konseyine devredildi. 1972'de Ahomadege, başkanlığı gelecek iki yıllık dönem için Maga'dan aldı. Siyasî karışıklıklarda en önemli rolü iktisadî istikrarsızlıklar ile etnik ve kültürel ayrılıklar oynadı. Ekim 1972'de Yarbay Mathieu Kerekou'nun gerçekleştirdiği silâhlı darbe, 1970 seçimleri sonunda kurulan "kolektif liderlik" sistemini ortadan kaldırdı. Kerekou ülkenin tek hâkimi oldu ve iktidarı ile başlayan yeni dönemde milliyetçiliğe ve Fransız çıkarlarıyla çatışan bir politika izlenmesine özen gösterildi. 1973'te The Conseil National Revolutionnaire ( lusal Devrim Konseyi, CNR) kuruldu. Temsilcileri ülke genelinden seçildi. Mart 1974'te Kerekou, Fransizlar'ın mülkiyetindeki iş yerlerine el koydu ve ardından Marksist-Leninist ideolojinin resmî ideoloji olarak kabul edildiğini ilân etti. Bazı şirketleri, bankaları, okulları ve hizmet kuruluşlarını millileştirdi. Yargı sistemini yeniden teşkilâtlandırdı. Dinî ve ahlâkî inançların toplum üzerindeki etkilerini azaltmaya çalıştı. Eski politikacıları tamamen etkisiz hale getiren Kerekou, tek partiye dayalı Parti de la Revolution Populaire du Benin ile otoriter bir rejim kurdu ve ülkenin adını 1975'in sonunda Benin Halk Cumhuriyeti olarak değiştirdi. Fransa ile ilişkilerin bozulduğu Benin'de bu devletin etkisi iyice azaltıldı ve askerî iş birliğine de son verilerek gönüllülerden oluşan bir ordu kuruldu. 1972'den bu yana iktidarda bulunan Kerekou, Ağustos 1977'de yeni bir anayasayı yürürlüğe koydu.

    1974'te M.Kerekou Marksist-Leninist ideolojiyi resmi ideoloji olarak kabul etti ve 1975'te Dahomey, Benin Halk Cumhuriyeti adını aldı. 16 Ocak 1977'de devlet başkanı Kerekou, paralı askerlerce Cotonou'da düzenlenen bir saldırı girişimini duyurdu; bu olay siyasi muhaliflerin tutuklanmasına yol açtı. 26 Ağustos 1977'de Ulusal Devrim Konseyi yeni bir anayasa ilan ederek tek partili bir meclis kurarak sosyalizme geçilmesini bir anayasa gereği haline getirdi. Kasım 1979'da devrimci ulusal meclis seçimleri yapıldı ve çıkarılan tek liste oyların %97,9'unu elde etti. Şubatta, 1972'den beri işbaşında bulunan devrimci hükümet, yerini 1977 Anayasası'nda öngörülen ulusal yürütme konseyine bıraktı. 1977'deki darbe girişiminden sorumlu tutulan Fransa ile ilişkiler gerginliğini sürdürürken Afrika Birliği Örgütü, Çad'daki Fransız askerlerini çıkarmak için uluslararası bir kuvvet gönderme kararı aldığında, Benin de bir birlikle katkıda bulundu.

    Başkan Kerekou, Libya ziyareti sırasında Müslümanlığı kabul ederek Ahmet adını aldı; Libya ile de etraflı bir antlaşma imzalandı.


    1981'de anayasa değişikliği yapıldı. Milletvekili seçimleri iki aşamalı oldu, başkanın da meclis kararı ile seçilmesine karar verildi. Seçimle gelen yeni meclis, Halkçı Devrim Partisi'nin adayı Yarbay Mathieu Kerekou'yu seçti ( 31 Temmuz 1984).

    18 Haziran 1989 tarihinde tek parti listesiyle gidilen seçimler sonunda oluşan meclis, Kerekou'yu beş yıllık süre için yeniden devlet başkanlığına getirdi. Tarıma dayalı üretime önem veren Kerekou yönetimi, 1980'den sonra yabancı özel yatırımları ülke dışına çıkardı ve merkezî planlamaya dayalı bir ekonomik yapı kurdu. 1984'ten itibaren IMF ve Dünya Bankası ile "stand by" görüşmelerini sürdürdü. Özellikle sosyalist ülkelerle olan ilişkileri geliştirdi. Fransa ile bozulan ilişkiler, Fransa'da sosyalist partinin iktidara gelmesinden sonra düzelmeye başladı. 1983 yılında Fransa Cumhurbaşkanı F. Mitterand, Benin'i resmen ziyaret etti. Aynı yıl Amerika Birleşik Devletleri ile diplomatik ilişkiler kuruldu ve Benin yeniden Batı'ya yönelmeye başladı. Kerekou yönetimindeki Benin, ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldı.

    Kerekou, 1986 yılında dış yardım bulmak amacıyla bazı Batı ülkelerini ziyaret etti ve Fransa ile Sovyetler Birliği'nden askerî ve ekonomik yardım temin etti. Benin, 1983 yılında İslâm Konferansı Teşkilâtı'na üye oldu. Yarbay Kerekou, 2 Ağustos 1989'da rakipsiz olarak girdiği seçimlerde beş yıllığına devlet başkanı seçildi. Fakat çıkan çatışmalar dolayısıyla görev süresi dolmadan istifa etmek zorunda kaldı ve ondan sonra da başkanlığa Nicephore Soglo seçildi. Soglo'yu destekleyenler Millet Meclisi'nde çoğunluğu sağladı.

    1990'da huzursuzluklar devam etti. Başkan Kerekou, muhalif liderlerle buluştu. Anayasa reformu ve çok adaylı başkanlık seçimleri üzerinde anlaşmaya varıldı. Mart ayında, reformlar kabul edilmeye başlandı. Ülkenin resmi adından ''halk'' ibaresi çıkarıldı ve ülkenin resmi adı Benin Cumhuriyeti oldu. Aralık ayına gelindiğinde referandumda anayasa değişiklikleri seçmenlerin çoğunluğu ve oybirliği ile onaylandı. Benin 1991 yılında çok partili sisteme geçti.

    Hıristiyanların zaman zaman Müslümanlara saldırılar düzenlediği görülmektedir. Kilise, Vuduları Müslümanlara karşı kışkırtan bir rol üstlenmektedir. 1993 Mayıs'ında başkent Porto-Novo'da Vuduların saldırısıyla başlayan çatışmalarda 2 kişi ölürken, 24 kişi yaralanmıştır.

    Kerekou, 1996 seçimlerinde Soglo'yu devirerek yeninden cumhurbaşkanı seçildi. 1999 seçimlerinde, yeni hükümet on partinin temsilcilerinden oluşturuldu. Kerekeo, 2001 yılında tartışmalı seçimler sonucunda tekrar 5 yıllık bir dönem için başa geldi. 2002'de Benin Sahel - Sahra Devletleri Topluluğu'na katıldı. Aralıkta tek parti rejiminin 10 yıl önce sona ermesinden bu yana ilk yerel seçimler yapıldı.

    2003'te partiler, seçimle kazanılan 83 koltuktan 52'sini kazanan Kerekou' yu desteklediler. 2004 Temmuz'da Benin, Nijerya ile karşılıklı sınır çizilmesini kabul etti. 2005'in Mart ayında, Amerikan telekomünikasyon şirketi Benin'de karıştığı rüşvet itirafından sonra ceza aldı. Şirket, Başkan Kerekou'nun 2001 seçim kampanyasına milyonlarca dolar aktarmakla suçlandı. Temmuz'da Uluslararası Adalet Divanı, tartışmalı Benin- Nijer sınırı boyunca bulunan nehir adalarının pek çoğunu Nijer'e verdi.

    Kerekou ve eski başkan Soglo 2006 seçimlerine katılmadılar. 2006 yılında siyasete yeni atılan ve bağımsız olarak çalışan Yayi Boni devlet başkanı oldu. Nisan 2006'da Dünya Bankası ve Afrika Kalkınma Bankası, 2005 yılında İskoçya'nın Gleneagles şehrinde yapılan, G8 ülkeleri zirvesinde kararlaştırılan önlemlerin bir parçası olarak, Benin'in de içinde bulunduğu birçok ülke için borç yardımını onayladı.

    Nisan 2007'de Cumhurbaşkanı Yayi Boni, seçimlerde parlamento idaresini kazandı ve Temmuz'da Başkan, yolsuzluğa karşı yürüyen binlerce protestocuya destek verdi. Nisan 2008'de düzenlenen yerel seçimlerde Başkan Yayi'nin müttefiği olan partiler yerel konseyde sandalye çoğunluğunu kazandı fakat güneydeki şehirlerin tümü muhalefet partileri tarafından kazanıldı.

    Benin'in çok partili hayata geçtiği 1991 yılından sonraki beşinci başkanlık seçimleri 27 Şubat 2011'de gerçekleşecek.