Atatürk'ün Türk Ordusuna Verdiği Önem

Mustafa Kemal Atatürk bölümünde yer alan bu konu cicozz tarafından paylaşıldı.

  1. cicozz

    cicozz Çocukluk cicozlarda saklı

    Atatürkün Türk Ordusuna Verdiği Önem - Atatürk'ün Askere Verdiği Önem - Atatürkün Orduya Verdiği Değer

    Vatanına, özgürlüğüne ve şerefine büyük önem veren Türk Milletinin, milli varlığı ve istiklali uğruna gösteremeyeceği kudret, yapamayacağı fedakarlık yoktur. Bu güven ile Ya istiklal, ya ölüm diyerek Milli Mücadele yi başlatan Atatürk; milli ve bağımsız bir devlet kurmuş, bu milleti çağdaş medeniyetler düzeyine taşımada, Türk Ordusunu bir teminat olarak göstermiştir. Atatürk, bu düşüncesini şu sözleriyle ifade etmiştir: Ordu, Türk Ordusu, işte bütün milletin göğsünü itimat (güven), gurur duygularıyla kabartan şanlı adı. Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek (gerçekleştirmek) için sarf etmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilenmesi imkansız teminatıdır. Atatürk, vatan evlatlarının vatanın bölünmez bütünlüğü için biraraya geldiği; mazisi şanlı, geleceği parlak Türk Ordusunu şu sözleriyle tanımlamaktadır: Türkiye Büyük Millet Meclisi nin ordusu, istilalar yapmak veya saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir (şunun bunun elinde tutku aracı olmayacak kadar temizdir). İnsanca ve müstakil (bağımsız) yaşamaktan başka gayesi (amacı) olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi (onun emrinde) ve sadık öz evlatlarından mürekkep (oluşan) muhterem ve kuvvetli bir heyettir (saygın ve güçlü bir kuruluştur).

    Atatürk ün büyük bir güven ve saygı duyduğu, Türk Ordusu, kanının son damlasına kadar vatan toprakları uğruna mücadele etme azmini göstermiştir. Güvene ve övgüye layık olan Kahraman Türk Ordusu, kazandığı büyük zaferle; düşmandan kurtardığı, Türk toprağını, yüce Türk Milletine armağan etmiştir. Başkomutan Atatürk, kahraman Türk Ordusunun büyük zaferini, Türk halkına şu sözleriyle müjdelemiştir:
    Büyük Türk Milleti, ordularımızın kabiliyet ve kudreti, düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza güven verecek bir mükemmelliyetteydi. Millet orduları ondört gün içinde büyük bir düşman ordusunu yok etti. Dört yüz kilometre aralıksız bir takip yaptı. Anadolu daki işgal edilmiş bütün topraklarımızı geri aldı.
    Atatürk, Türk Ordusunun vatan uğruna, düşman süngüsüne karşı, gözünü kırpmadan, kahramanca savaşmasından duyduğu büyük gururu, şöyle ifade etmiştir: Tarihte bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında son toprak parçasına kadar karış karış kahramanca ve namuskarane müdafaa etmiş ve yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür. Türk Ordusu, o cevherde böyle bir ordudur. Yeter ki onu kumanda edenler, kumanda edebilmek evsafına haiz bulunsun. Kahraman Türk ordularının kazandıkları büyük zaferlerden, şahsıma düşmüş olan vazifeleri yapabilmişsem çok bahtiyarım. Yalnız bu noktada bir gerçeği açıklamak için söylemeliyim ki: Benim ordularımı ve sevk ve tevcih ettiğim (gönderdiğim ve yöneltiğim) hedefler, esasen ordularımın her erinin, bütün subaylarının ve kumandanlarının görüşlerinin, vicdanlarının, azimlerinin, mefkurelerinin (ülkülerinin) yönelmiş olduğu hedefler idi.


    Başkomutanlığını yaptığı Kurtuluş Savaşı zaferinin tek sahibi olarak Türk Ordusunu gösteren Atatürk, Türk erinden duyduğu memnuniyet ve güveni şu sözleriyle dile getirmiştir:
    "Türk neferi kaçmaz, kaçmak nedir bilmez. Eğer Türk neferinin kaçtığını görmüşseniz, derhal kabul etmelidir ki, onun başında bulunan en büyük komutan kaçmıştır.
    Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur (yılgınlık) bile gösteremiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.
    Atatürk, Türk askerinin, vatan sevgisini ve imanını, eşsiz özelliklerini işte bu sözleriyle anlatmıştır. Türk askerlerinin oluşturduğu üstün gücü ise şöyle tarif etmiştir:
    Benim için Ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur: Türk Ordusunu bir kıtası muadilini behemahal mağlup eder. İki mislini durdurur ve tespit eder (ve yerine çiviler).
    Türk Ordusunun, Kurtuluş Savaşı ndaki çetin ve ani saldırıları karşısında şaşkına dönen düşmanların, kahraman Ordumuz ve onun büyük kumandanı Mustafa Kemale duydukları hayranlığın ifadesi olan yorumları ise şöyledir:
    Gelibolu yarımadasının İngiliz başkomutanı Hamilton: Çok mükemmel komuta edilen ve cesaretli dövüşen Türk Ordusuna karşı savaşıyoruz.
    General Aspinal: Tarihte bir tümen komutanının üç ayrı cepheye, duruma nüfuz ederek, yalnız bir harbin gidişine değil, bir cephenin akibetine, hatta milletin kaderine tesir edecek, vaziyet yaratmanın bir eşine çok nadir rastlanır.
    Atatürk, vatanın her yerinde destanlar yazan, şanını tüm uluslara duyuran büyük Türk Ordusuna, şu sözlerle hitap etmiştir. Türk Ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam askere rastgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime aziz bir borç bilirim.
    Atatürk ün, memleketin büyük bir sıkıntı içinde bulunduğu bir dönemde, büyük bir zafer kazanan Türk Ordusundan Türk Milleti adına bir de beklentisi vardır. Bu beklenti, zor zamanlarda gösterilen üstün çabanın, Cumhuriyet in hakim olduğu dönemde de gösterilmesidir. Vatanın bölünmez bütünlüğünün korunması, halkın her türlü kargaşa ve anarşiden uzak, refah içinde yaşaması için gösterilecek bu çabayı, Atatürk şöyle ifade etmektedir: Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk Ordusu!


    Memleketi, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman çizmelerinden nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyet in bugünkü verimli devrinde de askerlik tekniğinin bütün çağdaş silah ve araçlarıyla donanmış olarak görevini aynı başarılılıkla yapacağına hiç kuşkum yoktur.
    Şanlı Ordumuz hiç şüphesiz, Ata nın bu isteğini, halkına verdiği güven ve gururla yerine getirmekte; Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, şanlı tarihiyle dünyadaki yerini almaktadır. Büyük bir görev aşkıyla bu görevi yerine getiren Türk Silahlı Kuvvetleri, Atatürk ün çizdiği yolda taviz vermeden, şerefle yürümekte; Türk halkının özgürlüğüne karşı gelecek, gizli ve açık her türlü tehditle mücadele etmektedir.
    Bu şerefli kurum, milli varlığımızı korumak için yüzbinlerce şehit vermiş, tarihi şanlı zaferlerle dolu bir ordunun mirasçısıdır. Yüksek karakterini ve üstün seciyesini, Türk ün ayak bastığı her karış toprakta ispatlamıştır.

    Ülkemiz üzerinde sinsi emeller besleyenlerin faaliyetlerini, bugüne kadar hep boşa çıkaran Türk Silahlı Kuvvetleri; dün olduğu gibi bugün de, pusuda bekleyen düşmanlarını fiili bir saldırıya girişmekten caydırmakta, kahramanlığı, vatanseverliği ve askeri dehasıyla tüm dünyanın hayranlığını kazanmaya devam etmektedir. Şanlı Türk Ordusu bugüne kadar, hiçbir karşılık beklemeksizin memleketimizin ve milletimizin hayrını, güvenliğini ve bütünlüğünü gözetmiş; tüm kurumlarıyla Cumhuriyetimizin, laikliğin, hukukun ve demokrasinin savunucusu olmuştur. Her türlü siyasi tartışma ve çekişmenin üstünde yer alan Türk Ordusu; Türk Milletinin topraklarını işgalcilerin elinden kurtarmış ve Cumhuriyet tarihi boyunca da bu toprakları her türlü iç ve dış düşmana karşı kahramanca müdafaa etmiştir. Büyük Önder Atatürk ün, Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız teminatıdır ifadesiyle de dikkat çektiği gibi, Ordumuz varlığımızın en önemli güvencesidir. Şanlı Türk Ordusu, çökmüş bir imparatorluğun milli topraklarını korumak için yüzbinlerce şehit vermiş bir ordunun mirasçısıdır. Önce Balkan Savaşları nda büyük bir Slav ittifakıyla; sonra I. Dünya Savaşı yıllarında, Çanakkale de, Kut-ül Amare de, Süveyş te, Kafkasya da dünyanın en güçlü ordularıyla; ardından Kurtuluş Savaşı nda İngiliz desteği ile Anadolu yu işgal eden Yunan ordusuyla savaşmış, tüm bu toprakları o asil kanıyla sulamış bir ordunun mirasçısıdır.

    Türk Ordusunun üstün yetenekleri, disiplin ve kararlılığı; Avrupa nın yayılmacı güçlerini frenlemiş, II. Dünya Savaşı yıllarında tüm Avrupa yı işgal eden Hitler i dahi caydırmıştır. Türk Ordusu, daha sonraki yıllarda da, Sovyet tehdidine karşı dimdik ayakta durmuş, Kore de kahramanlık destanları yazarak tüm dünyanın gıptasına mazhar olmuş, Kıbrıs ta gözüpekliğini ve kararlılığını tüm dünyaya göstermiş bir ordudur.
    1980 lerin başından bu yana, ülkenin birliğine ve bütünlüğüne kasteden teröre karşı, en çetin mücadeleleri veren, bir gerilla savaşında verilebilecek en az kayıpla basiretli ve etkili bir mücadele yürüten güç de yine Türk Silahlı Kuvvetleri dir. Terör örgütünün, dış ülkelerden aldığı desteğe rağmen, amacına ulaşamamış olması, aksine bir çözülme ve dağılma süreci yaşaması, kuşkusuz yaklaşık 15 yıldır azimle sürdürülen bu mücadelenin sonucudur.

    Türk Ordusu şanlı bir geçmişten güç almaktadır; bugün de aynı vasıfla Türkiye Cumhuriyeti nin en büyük güvencesi olmaya devam etmektedir. Bu durum kuşkusuz, vatanını ve devletini seven her Türk ün göğsünü kabartmaktadır. Milletimizin Ordumuza olan inancı ve güveni tamdır. Yapılan tüm kamuoyu anketlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri nin, milletimiz tarafından ülkenin en güvenilir kurumu olarak gösterilmesi, bu durumun başka bir ifadesidir.