Arap İhaneti Düzmecesi

Türk Tarihi bölümünde yer alan bu konu MaVi_HoRoZ tarafından paylaşıldı.

  1. MaVi_HoRoZ

    MaVi_HoRoZ Üye

    Arap ihaneti(!) palavrası tamamıyla Avrupalılar tarafından tasarlanmış ve bizim Türk milletinin bazı kesimlerince benimsenip hararetle savunulmuştur. Bu iddia aslı olmayan bir iddiadır. Nasıl? Özellikle İngilizler, Müslümanlar tarafından benimsenen “Tüm Müslümanlar kardeştir” anlayışını tahribata uğratmak için Ceziretü’l-Arap’ta Osmanlı aleyhtarı propagandalar yapmış, şahıslara menfi çıkarlar sunmuş ve esir aldıkları insanlara Osmanlıya karşı savaşma mecburiyeti getirmiştir. Buna rağmen kendisine yandaş bulmakta hayli zorlanmıştır. Yalnız birkaç aile ile birlikte küçük bir gurup oluşturabilmişlerdir. Bunun yanında İngilizlere sert çıkıp, Osmanlıya sadakatlerini göstererek, bizim saflarımızda yer alan Ceziretü’l-Arap(Arap yarımadası)’ın en büyük aşiretleri ve bunlar gibi birçok topluluk vardır. Yani Şerif Hüseyin âvânesinin Devlet-i Ali’ye olan ihanetini tüm Arap milletinin üzerine atmak büyük bir haksızlıktır.
    Türkler Arap memleketlerini dört asır boyunca kudretle, sıyanet ve mahirane bir surette yönetmişlerdir. Balkanlar ve hatta Anadolu’da çeşitli isyanlar çıkmasına karşın bu beldelerde buna benzer olaylar vukuu bulmamıştır. Buda Arap ihaneti(!)’nin asılsızlığını ortaya koyar. Osmanlı’ya ihanet eden cüz-i tebanın arasında en ileri gideni Şerif Hüseyin avanesiydi. Şerif Hüseyin, İngilizler tarafından, Hicaz Krallığı verimle vaadiyle kışkırtılmış ve desteklenmiştir. Lakin davasına pek yandaş bulamamıştır. Şöyle ki: Şerif Hüseyin Medine’yi almak için geldiğinde yanında yalnızca 350 kişi vardı.
    Kral Abdullah’ta Osmanlıya ihanet edenlerden birisidir. Kral Abdullah, Şerif Hüseyin’in oğludur. Filistin bölgesine Yahudilerin yerleşmesine yardımcı olan İngilizler, Arapların, Yahudiler karşısında hatırı sayılır bir güç oluşturmaması için bölgeyi ayrı ayrı devletlere bölerek, Şerif Hüseyin ve oğullarını bu devletlerin başına geçirmişlerdir. Kral Abdullah, İngiliz politikası izleyerek ve Filistin topraklarının paylaşımı konusunda İsrailli’ler ile anlaşmalar yaparak ihanetini sürdürmüştür.
    Şamar aşireti reisi İbnür-Reşit, Uceymi Sadun Paşa gibi şahsiyetler de Osmanlı’ya sonuna kadar sadık kalanlar arasındadır. Ucaymi Sadun Paşa, Irak’ın güneyinde Mentefek denilen mıntıkada, kendi aşiretinin başında uzun süre İngilizler’le harp etmiş, vuruşa vuruşa Türkiye’ye kadar gelmiştir. Sadakat örneklerine bir örnek daha verelim. Irkı Arap olan, Seyyid yani Hz. Peygamber(sav)’in soyundan Afrika’nın en büyük tarikatı Sunisilerin şeyhi ve Libya devlet başkanı Şerif Ahmed es-Sunisi. Şerif Ahmed es-Sunisi, Libya, İtalyanlar tarafından işgal altında iken halifenin çağrısına uyarak İstanbul’a gelmiş daha sonrada Anadolu’yu vilayet vilayet gezmiş camilerde vaazlar vererek milli mücadeleyi desteklemiştir. Bunun neticesinde birçok gencimiz cephelere gitmiştir.
    İşte Arap ihaneti(!) budur. Yukarıda bahsi geçen Arap dostlarımız gibi daha niceleri Avrupalılar’ın işgalleri altında Devlet-i Ali’ye bağlılıklarını sürdürerek Osmanlı saflarında yer almışlardır. En iyisini Allah bilir.
    Ey Müslüman kardeşim sen sen ol bu kafir(küfreden, inanmayan) milletlerin dolduruşuna gelme. Onlar, “Tüm müminler kardeştir, tek bir vücuttur” anlayışını çökertmek için ortaya attıkları bu iddianın aslı astarı yoktur. Üç beş çapulcu için koca bir toplumu ihanetle suçlamak hem yanlış, hem günah hem de kul hakkıdır. Bu yanlışlıkları düzeltmekte toplumumuzun gençleri olarak en çok bizim vazifemizdir. Geçmişimizi hakkıyla öğrenip dostumuzun düşmanımızın kim olduğunu iyi öğrenmeliyiz. Ve geleceğimizi de bu yönde tayin etmeliyiz. Allah bu yolda hepimizi muvaffak eylesin.
    SELAMETLE…
    __________________