Almanca Bilinmeyen Kelimeler-G

Yabancı Dil bölümünde yer alan bu konu Betül17 tarafından paylaşıldı.

  1. Betül17

    Betül17 denizimsi

    gab geben
    Gabe (-n) f armağan, bağış
    Gabel (-n) f çatal
    gackern gıdaklamak
    Gage (-n) ücret
    gähnen esnemek
    Galerie (-n) f galeri
    Galgen (-) m darağacı
    Galle (-n) f safra, öt; nstein m safra kesesi taşı
    Galopp (-e, -s) m dörtnal
    galt gelten
    Gang ( ¨e) m yürüyüş, gidiş, koridor, kap, vites; schaltung f şanjman
    Ganove (-n) m dolandırıcı
    Gans ( ¨e) f kaz
    Gänse/blümchen n çayır papatyası; flüsschen tırnaklar; haut f :e-e haut bekommen tüyleri ürpermek; marsch m turna katarı; rich (-e) m erkek kaz
    ganz tam, sağlam, bütün; tamamıyla, oldukça
    gänzlich tamamıyla
    gar pişmiş,  nichts hiç bir şey
    Garage Garage (-n) f garaj
    Garantie (-n) f garanti
    garantieren garanti vermek (für için)
    Garbe (-n) f demet
    Garderobe (-n) f vestiyer; elbiseler, giyim
    Gardine (-n) f tül perde
    gären mayalanmak
    Garn (-e) n iplik, tire
    Garnele (-n) f karides
    Garnitur (-en) f takım, garnitür
    Garten ( ¨) m bahçe
    Gärtner (-) n bahçıvan; ei f bahçecilik; in f bahçıvan
    Gas (-e) n gaz, havagazı;  geben gaza basmak; flasche f gaz tüpü, herd m gazlı fırın; kocher m gaz ocağı; maske f gaz maskesi; pedal n gaz pedalı
    Gasse (-n) f sokak
    Gast ( ¨ ) m misafir, konuk; davetli, müşteri; arbeiter(in) m konuk işçi
    gastfreundlich konuksever, misafirperver
    Gast/geber(in) m ev sahibi; haus n, hof m lokanta; otel; stätte f lokanta; wirt m lokantacı
    Gatt/e (-n) m koca, eş; in f karı, eş; ung f cins, tür
    Gaul ( ¨e) m beygir, at
    Gaumen (-) m damak
    Gauner (-) m , -in f dolandırıcı
    Gaze (-n) f ince tül, gaz
    Gazelle (-n) f ceylan
    Gebäck (o) n bisküvi, kek, çörek
    gebacken piş(ir)miş, kızarmış backen
    gebar gebären
    Gebärde (-n) f hareket, jest
    gebären doğurmak


    Gebärmutter f rahim, döl yatağı
    Gebäude (-n) n yapı, bina
    geben DA vermek; es gibt A vardır N
    Gebet (-e) n dua, namaz
    gebeten bitten
    Gebiet (-e) n bölge, arazi
    gebieten DA emretmek
    Gebilde (-) n şekil, oluşum
    gebildet kültürlü , aydın
    Gebirge (-) n sıra dağ
    gebirgig dağlık
    Gebirgspass m dağ geçidi
    Gebiss (-sse) n dişler dizisi, takma dişler, gem ağızlığı
    gebissen beissen
    Gebläse n vantilatör, üfleç
    geblieben bleiben
    gebogen bükülmüş, biegen
    geboren doğmuş, doğumlu, gebären
    geborgen saklanmış, bergen
    Gebot (-e) n emir, buyruk
    geboten bieten
    gebracht bringen
    gebrannt brennen
    gebraten kızartılmış braten
    Gebrauch ( ¨e) m kullanılış, kullanma
    gebrauchen kullanmak
    Gebrauchsanweisung f kullanış tarzı, tarife
    gebraucht kullanılmış
    Gebrauchtwagen m ikinci el otomobil
    gebrechlich zayıf, sakat
    gebrochen kırılmış, brechen
    Gebrüder erkek kardeşler
    Gebühr (-en) f ücret, harç
    gebührenpflichtig ücrete tabi, paralı
    gebunden bağlanmış binden
    Geburt (-en) doğum, enregelung f doğum kontrolü
    gebürtig doğumlu
    Geburts/datum n doğum tarihi; ort m doğum yeri; tag doğum günü
    Gebüsch (-e) n çalılık
    gedacht denken gedenken
    Gedächtnis (-sse) n hafıza, bellek, hatır
    Gedanke (-n) m düşünce, fikir
    gedankenlos düşüncesiz
    Gedankenstrich m uzun çizgi
    Gedeck (-e) n sofra takımı, mönü
    gedeihen büyümek
    gedenken G –i anmak,  zu –mek niyetinde olmak
    Gedicht (-e) n şiir
    gedieh , en gedeihen
    Gedränge (o) n kalabalık
    gedroschen dreschen
    gedrungen dringen kısa boylu
    Geduld (o) f sabır
    geduld/en : sich en sabretmek; ig sabırlı
    gedünstet hafif ateşte pişmiş
    gedurft dürfen
    geehrt : sehr e(r) sayın
    geeignet uygun, yararlı (für A –e)
    Gefahr (-en) f tehlike
    gefährden tehlikeye sokmak
    gefahrlos tehlikesiz
    Gefährte (-n) m arkadaş
    Gefälle (-) n meyil, iniş
    gefallen D –in hoşuna gitmek fallen
    Gefallen m: j-m e-n tun –e iyilik yapmak
    gefällig hatır sayan
    gefangen yakalanmış, tutuklu fangen
    Gefangene(r) esir
    gefangennehmen esir almak
    Gefangenschaft (o) f esirlik
    Gefängnis (-sse) n cezaevi
    Gefäss (-e) n kap, damar
    gefasst sakin, hazır; ( sein auf A –e ) hazırlıklı olmak
    Gefecht (-e) n çarpışma
    Gefieder (-) n tüyler
    gefleckt benekli, alaca
    geflochten flechten
    geflogen fliegen
    geflohen fliehen
    geflossen fliessen
    Geflügel (o) n kümes hayvanları
    gefochten fechten
    Gefolge (-) n maiyet
    gefragt aranan
    gefrässig obur , pisboğaz
    Gefreite(r) onbaşı
    gefrieren donmak
    Gefrier/fach n dondurucu göz, punkt m donma noktası
    gefroren donmuş frieren
    gefügig uysal
    Gefühl (-e) n duygu, his
    gefühl/los duygusuz , voll duygulu, duygusal
    gefüllt .... dolması
    gefunden finden
    gegangen gehen
    gegeben verilmiş, enfalls icabında
    gegen A –e karşı, -e doğru; -in karşılığında , aşağı yukarı, takriben;  fünf beş sularında, beşe doğru
    Gegend (-en) f yöre, semt, bölge
    gegeneinander birbirine karşı
    Gegen/fahrbahn f karşı şerit, geliş yönü; gewicht n denk, gift n panzehir, leistung f karşılık, massnahme f karşı tedbir; satz m zıt, ters
    gegen/sätzlich karşıtlı, tezatlı; seitig karşılıklı, sich  birbirine
    Gegen/stand m şey, konu; strömung f anafor; stück n karşılık, teil n zıt, ters; im  tersine , bilakis
    gegenüber D –in karşısında; -in karşısı; -e göre; liegend karşıdaki; stellen DA karşılaştırmak
    Gegen/verkehr m karşı yöndeki trafik; wart (o) f huzur , şimdiki zaman
    gegenwärtig şimdiki, halen, şimdi
    Gegen/wert m bedel, karşılık; wind m karşı rüzgar
    gegessen essen
    gegliechen gleichen
    geglitten gleiten
    geglommen glimmen
    Gegner (-) m , -in f gegnerisch rakip
    Gegnerschaft (o) f düşmanlık
    gegolten gelten
    gegoren mayalanmış; gären
    gegossen giessen


    gegraben graben
    gegreifen greifen
    gegrillt ızgarada
    Gehalt ( ¨er) n maaş, aylık; (-e) m içerik, kapsam
    gehangen hängen
    gehässig kinci, garazcı
    Gehäuse (-) n kılıf, kutu
    geheim gizli
    Geheim/dienst m istihbarat; haltung f gizli tutma, nis (-sse) n sır
    geheimnisvoll esrarengiz
    Geheim/nummer, zahl f gizli numara , kod
    gehen gitmek, yürümek; es geht olur, wie geht es Ihnen? nasılsınız? es geht mir gut iyiyim, es geht um A N söz konusudur
    gehenlassen bırakmak, sich  kendini zaptetmemek
    geheuer emin, tekin
    Gehilf/e (-n) m, in f yardımcı
    Gehirn (-e) n beyin, akıl; erschütterung f beyin sarsıntısı; schlag m beyin sektesi
    gehoben yüksek, heben
    Gehöft (-e) n çiftlik
    geholfen helfen
    Gehör (o) n işitim
    gehorchen D itaat etmek
    gehören D (zu D) –e ait olmak, -e dahil olmak; sich  uygun olmak
    gehörig iyice
    gehorsam itaatli, uysal
    Gehorsam (o) m itaat
    Geh/steig m kaldırım; weg m yaya yolu
    Geier (-) m akraba
    Geige (-n) f keman; r (-) m , -rin f kemancı
    geil azgın, şehvetli
    Geisel (-n) f rehine
    Geiss (-en) f dişi keçi
    Geist m ruh, akıl , (-er) görüntü, hortlak
    Geister/bahn f korku tüneli, fahrer (in) m ters yönden gelen sürücü
    Geistes/gegenwart f soğukkanlılık; haltung f zihniyet
    geistig manevi, zihinsel
    geistlich dini, ruhani
    Geistlicher papaz
    geist/los akılsız, boş; reich nükteli, akıllı
    Geiz (o) m cimrilik; hals m cimri
    geizig hasis, cimri
    gekannt kennen
    geklungen klingen
    gekniffen kneifen
    gekränkt :  sein gücenmek (über A –e)
    gekrochen kriechen
    gekünstelt yapmacık
    Gel n jöle
    Gelächter /o) n gülme, kahkaha
    geladen doldurulmuş, dolu laden
    Gelage (-) n içki alemi
    Gelände (o) n arazi
    Geländer (-) n parmaklık, tırabzan
    Geländewagen m arazi taşıtı
    gelang gelingen
    gelangen varmak, erişmek, (zu , nach D –e)


    gelassen lassen sakin , soğukkanlı
    Gelatine (o) f jelatin
    geläufig bilinen
    gelaunt : gut  keyifli, schlecht  keyifsiz
    gelb sarı
    Gelbsucht (o) f sarılık
    Geld (-er) n para; automat m para otomatı; beutel m, börse f para çantası; schein m banknot ; schrank m para kasası; strafe f para cezası; stück n madeni para, wechsel m para bozdurma
    Gelee (-s) n jöle, reçel,
    gelegen liegen bulunan; uygun, yerinde; das kommt mir sehr  işime gelir
    Gelegenheit (-en) f fırsat, şans
    gelegentlich kimizaman
    gelehrig çabuk öğrenen, akıllı
    Gelehrte(r) bilgin
    Geleit (-e) n refakat
    Gelenk (-e) n eklem, mafsal
    gelenkig kolay bükülen, esnek
    gelernt kalifiye
    gelesen lesen
    Geliebte f metres, sevgili; r m aşık, sevgili
    geliehen leihen
    gelingen D başarmak (zu inf. -meyi)
    gelitten leiden
    gellend keskin, acı (ses)
    geloben A –e ahdetmek, -i vadetmek
    gelogen lügen
    gelten geçerli olmak, geçmek, sayılmak (als N, für A olarak); d machen ileri sürmek
    Geltung f geçerlik; itibar
    Gelübde (-) n adak
    gelungen başarmış gelingen
    gemächlich yavaş, rahat
    Gemahl (o) m koca , zevç
    gemahlen övütülmüş, çekilmiş, mahlen
    Gemahlin f zevce
    Gemälde (-) n tablo, resim
    gemäss D göre, uygun
    gemässigt ölçülü
    gemein bayağı, genel
    Gemeinde (-n) f cemaat, muhtarlık
    Gemeinheit f alçaklık
    gemein/nützig kamuya yararlı; sam ortaklaşa, birlikte (mit)
    Gemeinschaft (-en) f topluluk, birlik
    gemeinschaftlich birlikte
    gemessen messen ölçülü
    gemieden meiden
    Gemisch (-e) n karışım
    gemischt karma, karışık; er Salat karışık salata
    gemocht mögen
    gemolken melken
    Gemse (-n) f dağ keçisi
    Gemurmel (o) n mırıltı
    Gemüse(-) n sabze; händler(in f) m manav, sebzeci, suppe f sebze çorbası
    gemustert desenli
    Gemüt (-er) n ruh, tabiat, his
    gemütlich hoş, rahat
    genannt nennen

    genas genesen
    genau tam, doğru; genommen doğrusu
    Genauigkeit f doğruluk, özen
    genauso tam, öyle
    genehmigen A onaylamak; -e ruhsat vermek
    Genehmigung f izin, ruhsat
    General (-e, ) m korgeneral, direktor m genel müdür, konsulat n başkonsolosluk; streik m genel grev
    Generation f nesil, kuşak
    generell genel
    genesen şifa bulmak, iyileşmek, iyileşmiş
    Genesung f iyileşme, şifa
    Genf n Cenevre
    genial yaratıcı, dahice
    Genick (-e) n ense
    Genie (-s) n dahi, deha
    genieren : sich  utanmak, sıkılmak (vor D –den)
    geniess/bar yenilebilir, içilebilir; en A –in tadını çıkarmak; -den faydalanmak
    Genitiv m ismin –in hali; tamlayan durumu
    genommen nehmen
    genoss geniessen
    Genosse (-n) m yoldaş, ortak
    genossen geniessen
    Genossenschaft f kooperatif
    genug kafi, yeter
    genügen D kafi gelmek, yetmek; d kafi, yeter
    Genungtuung f tarziye
    Genuss(-sse) m lezzet , zevk
    geöffnet açık
    Geographie (o) f coğrafya
    geographisch coğrafi
    Geo/logie (o) f jeoloji, metrie (-n) f geometri
    Gepäck (o) n bagaj, eşya; abfertigung f bagaj gişesi; aufbewahrung f emanetçi; netz n bagaj filesi; schliessfach n bagaj kilitleme yeri; träger m hamal; bagaj sepeti; wagen m yük vagonu
    gepfiffen pfeifen
    gepriesen preisen
    gerade doğru, dik, demin, çift, tam
    Gerade (-n) f doğru çizgi
    gerade/aus doğru, ileri, stehen sorumlu olmak (für A –den); wegs doğrudan doğruya
    gerann gerinnen
    gerannt rennen
    Gerät (-e) n cihaz, alet
    geraten raten ; olmak; düşmek (in A –e); ausser sich  kendini kaybetmek ( vor D –den)
    Geratewohl n aufs  gelişigüzel
    geräumig geniş, açık
    Geräusch (-e) n ses, gürültü
    gerben tabaklamak, sepilemek
    Gerber (-) m tabak
    gerecht adadetli; haklı
    Gerechtigkeit (o) f adalet, insaf
    Gerede (o) n dedikodu, söylenti
    Gericht (-e) n yemek, mahkeme
    gerichtlich adli
    Gerichts/beschluss m mahkeme kararı; verfahren n muhakeme , yargılama; verhandlung f duruşma, vollzieher m icra memuru

    schmelzen; schnitten schneiden; schoben schieben ; scholten schelten
    gerieben reiben
    gering az , önemsiz, ufak; fügig önemsiz; schätzen küçümsemek
    gerinnen pıhtılaşmak
    Gerippe (-) n iskelet
    gerissen reissen kurnaz
    geritten reiten
    Germane (-n) m, germanisch Cermen
    gern memnuniyetle, seve seve, hay hay; haben sevmek, beğenmek;  geschehen ! bir şey değil!
    gerochen riechen
    geronnen rinnen, gerinnen
    geröstet kızartılmış, kavrulmuş
    Gerste (-n) f arpa; nkorn n arpacık
    Geruch ( ¨e ) m koku
    Gerücht (-e) n söylenti
    gerufen rufen
    Gerümpel (o) n kırık dökük eşya
    gerungen ringen
    Gerüst (-e) n iskelet; iskele
    gesalzen tuzlu
    gesamt bütün, tüm
    Gesamt/heit (-en) f bütünlük; zahl f toplam
    gesandt senden
    Gesandt/e(r) elçi; schaft (-en) f elçilik
    Gesang( ¨e) şarkı, ötüş
    Gesäss (-e) n makat, kıç
    geschaffen yaratılmış schaffen
    Geschäft (-e) n dükkan, mağaza; firma, kazanç; e işler
    geschäft/ig çalışkan, faal; lich ticari
    Geschäfts/führer(in) m yetkili müdür; haus n ticarethane, han; mann (-leute) m işadamı, tüccar; ordnung f tüzük; reise f iş gezisi; schluss m kapanış saati; stelle f büro; şube; zeiten mesai saatleri
    geschah geschehen
    geschehen olmak, olmuş
    Geschehen (-) n olay
    gescheit akıllı, zeki
    Geschenk (-e) n hediye
    Geschichte f (o) tarih, (-en) hikaye
    geschichtlich tarihi, tarihsel
    Geschick n(-e) kader, talih, (o) yetenek; lichkeit f beceriklilik
    geschickt becerikli
    geschieden scheiden boşanmış
    geschienen scheinen
    Geschirr (-e) n kap kacak; mutfak takımı , bulaşık
    ge/schissen scheissen; schlafen schlafen; schlagen schlagen
    Geschlecht (-er) n cins, soy
    geschlechtlich cinsel, cinsi
    Geschlechts/krankheit f zührevi hastalık; verkehr m cinsel ilişki
    ge/schlichen schleichen ; schliffen schleifen; schlossen kapalı, schliessen ; schlungen schlingen
    Geschmack ( ¨er ) m tat, lezzet
    geschmack/los tatsız, zevksiz; voll zarif
    geschmeidig yumuşak
    ge/schmissen schmeissen; schmolzen


    Geschöpf (-e) n yaratık
    geschoren scheren
    Geschoss (-sse) n mermi, kurşun, kat
    geschossen schiessen
    Geschrei (o) n çığlık, feryat
    geschrieben schreiben; schrie(e)n schreien; schritten schreiten
    Geschütz (-e) n top
    Gschwader (-) n hava alayı; filo
    Geschwätz (o) n çene çalma
    geschweige :  denn şöyle dursun
    geschwiegen schweigen
    Geschwindigkeit (-en) f sürat, hız; sbeschränkung f hız tahdidi
    Geschwister kardeşler
    ge/schwollen şişmiş, schwellen , schwommen schwimmen; schworen schwören
    Geschworene(r) jüri üyesi
    Geschwulst ( ¨e) f ur, tümör
    geschwunden azalmış
    geschwungen schwingen
    Geschwür (-e) n çıban
    gesehen sehen
    Geselle (-n) m arkadaş, kalfa
    Gesellschaft (-en) toplum, kurum, ortaklık, şirket; leisten arkadaşlık etmek; er m, erin f ortak
    gesellschaftlich toplumsal
    Gesellschaftreise f grup seyahati
    gesessen sitzen
    Gesetz (-e) n kanun, yasa; gebung f yasama yetkisi,
    gesetz/lich kanuni, meşru, yasal, widrig kanuna aykırı
    Gesicht (-er) n yüz, görünüş; spunkt m bakım
    Gesindel (o) n ayaktakımı
    Gesinnung f düşünüş tarzı
    Gesöff (o) n bulaşık suyu
    gesoffen saufen
    gesogen saugen
    gesondert ayrı , özel
    gesonnen niyetinde
    gesotten sieden
    gespannt gergin, meraklı
    Gespenst (-er) n hayalet, hortlak
    gesponnen spinnen
    Gespräch (-e) n konuşma, görüşme
    ge/sprochen sprechen; sprossen spriessen ; sprungen springen
    Gestalt (-en) f şekil, boy, şahıs
    gestalten biçimlendirmek; geliştirmek
    gestanden stehen; gestehen yetişkin
    Geständnis (-sse) n itiraf
    Gestank (o) m pis koku
    gestatten DA müsaade etmek
    gestehen itiraf etmek
    Gestell (-e) n ayaklık, sehpa; çerçeve
    gestern dün ; abend dün akşam; früh dün sabah
    gestiegen steigen
    Gestirn (-e) n takımyıldız
    ge/stochen stechen; stohlen stehlen; storben sterben; stossen stossen
    gestreift çizgili
    gestriechen streichen; frisch  ! dikkat boyalı

    gestrig dünkü
    gestritten streiten
    Gestrüpp (o) n çalılık
    gestunken stinken
    Gesuch (-e) n dilekçe
    gesund sıhhatli, sağlıklı; iyi
    Gesundheit (o) f sağlık, çok yaşa
    gesundheit/lich sağlık bakımından ; sschädlich sağlığa zararlı
    ge/sungen singen ; sunken sinken; tan tun; tragen tragen
    Getränk (-e) n içecek, içki; eautomat m içecek otomatı; ekarte f içecekler listesi
    Getride (o) n hububat, tahıl
    getrennt ayrı
    getreten treten
    Getriebe (-) n mekanizma; şanjman; öl n dişli yağı
    getrieben treiben
    getrocknet kurutulmuş
    ge/troffen treffen ; trogen trügen; trunken trinken
    Getümmel (o) n kalabalık
    Gewächs (-e) n bitki; haus n sera
    gewachsen wachsen
    Gewähr (o) f garanti, teminat
    gewähr/en DA vermek, bağışlamak; leisten garanti etmek
    Gewalt (-en) f kuvvet, şiddet
    gewalt/ ig kocaman , şiddetli; los zor kullanmayarak; sam zorlu, zorla; tätig zorba
    gewandt wenden becerikli
    gewann gewinnen
    gewaschen waschen
    Gewässer (o) n su
    Gewebe (-) n dokuma; doku
    Gewehr (-e) n tüfek; kolben m dipçik
    Geweih (-e) n boynuz
    Gewerbe (-) n meslek, sanat; endüstri; schein m sanat tezkeresi; steuer f sanayi vergisi
    gewerblich mesleki, sınai
    Gewerkschaft (-en) f sendika; ler (-) m sendikacı
    gewerkschaftlich sendikal
    gewesen sein
    gewichen weichen
    Gewicht (-e) n ağırlık; heber m halterci
    gewieft pişkin
    gewiesen weisen
    gewillt istekli, niyetli
    Gewimmel (o) n kalabalık
    Gewinde (-) n yiv
    Gewinn (-e) m kazanç, kar, çıkar; ikramiye
    gewinnen kazanmak
    Gewinner (-) m, in f kazanan , talihli
    gewiss belli, şüphesiz, elbette; ein(e) gewisse(r) diye bir
    Gewissen (-) n vicdan
    gewissen/haft özenli; los vicdansız, insafsız
    gewissermassen adeta
    Gewissheit (-en) f kesin bilgi
    Gewitter (-) n fırtına
    gewoben weben
    gewogen wiegen D hoş davranan
    gewöhnen alıştırmak (an A –e ) ; sich  alışmak (an A –e)
    Gewohnheit (-en) f alışkanlık

    gewöhn/lich günlük,adi; bayağı, genellikle; t alışkın (an A –e)
    Gewölbe (-) n tonoz
    ge/wonnen gewinnen; worben werben; worden werden; worfen werfen; wrungen wringen
    Gewühl (o) n kalabalık
    gewunden winden
    Gewürz (-e) n bahar –at; gurke f kornişon; nelke f kuru karanfil
    gewusst wissen
    Gezeiten gelgit
    geziert yapmacık
    gezogen ziehen
    gezwungen zwingen
    Gicht (o) f nıkris, gut
    Giebel (-) m çatı tepesi
    Gier (o) f hırs
    gierig açgözlü
    giessen dökmek, sulamak; es giesst bardaktan boşanırcasına yağıyor
    Giesskanne f ibrik
    Gift (-e) n zehir
    giftig zehirli
    Gigant (-en) m dev
    Gin m cin
    ging gehen
    Gipfel (-) m zirve, doruk
    Gips (-e) m alçı; verband m alçı sargı
    Giraffe (-n) f zürafa
    Girlande (-n) f süs balığı
    Girokonto n cari hesap
    Gitarre (-n) f gitar, kitara
    Gitter (-) n parmaklık, kafes, örgü
    Glanz (o) m parlaklık
    glänzen parlamak
    Glas( ¨er) n cam,bardak; er (-) m camcı; ur (-en) f sır, mine
    glatt düz , kaygan
    Glatteis (o) n donmuş kırağı
    glätten düzlemek
    Glatze (-n) f başın saçsız yeri, kel
    Glaube (o) m inanç, iman
    glaub/en A –e inanmak; -i zannetmek; haft inanılır
    Gläubig/e(r) mümin; er (-) m, -erin f alacaklı
    glaubwürdig inanılır
    gleich eşit, aynı, hemen; bis  ! sonra görüşürüz
    gleich/altrig yaşıt, artig aynı cinsten; berechtigt eşit haklara sahip; en D benzemek; falls keza, bilmukabele
    Gleichgewicht n denge
    gleichgültig ilgisiz, kayıtsız
    Gleichheit (o) f eşitlik
    gleichmässig düzenli, eşit ölçüde
    Gleich/strom (o) m doğru akım; ung f denklem
    gleichzeitig aynı zamanda
    Gleis ( -e) n ray, yol
    gleiten kaymak
    Gletscher (o) m buzul
    glich gleichen
    Glied n organ, kısım, halka
    gliedern bölmek, ayırmak
    glimmen kor halinde yanmak
    glimpflich :  davonkommen ucuz kurtulmak
    glitschig kaygan


    glitt gleiten
    glitzern pırıldamak
    Globus (-ben) m küre
    Glocke (-n) f çan, çıngırak, zil; nturm m çan kulesi
    glomm glimmen
    glotzen dik bakmak
    Glück (o) n şanslı, bahtlı, mutluluk; haben şanslı olmak (bei, mit, in D –de) ; viel ! bol şanslar, uğurlar olsun
    glücken D başarmak
    glücklich bahtiyar, talihli; kutlu; erweise hamdolsun ki, şans eseri
    Glücksspiel n kumar
    Glückwunsch m tebrik; herzlichen  ! tebrik ederim! (zu D –iniz) kutlu olsun
    Glühbirne f ampul
    glühen kızgın olmak, yanmak, d kızgın, ateşli
    Glühwürmchen n ateşböceği
    Glut (o) f kızgınlık; kor
    GmbH f (= Gesellschaft mit beschränkter Haftung) limitet ort
    Gnade (-n) f aman ; ngesuch n af dilekçesi
    gnädig lütufkar; merhametli
    Gold (o) n altın
    golden altından yapılmış
    Gold/fisch m kırmızı balık; schmied m kuyumcu
    Golf (-e) m körfez
    Golf (o) n golf oyunu; platz m golf alanı
    gönnen DA çok görmek; nicht kıskanmak (DA b-in s-ini)
    gor gären
    goss giessen
    Gott m Allah,Tanrı  sei Dank ! çok şükür! ; esdienst m ayin
    Göttin f tanrıça
    göttlich ilahi
    gottlos dinsiz
    Götze (-n) m , bild n put
    Grab (¨er) n kabir, mezar
    graben kazmak
    Grab/en ( ¨) m hendek; mal n türbe
    Grad (-e) m derece
    Graf (-en) m kont
    Gräfin f kontes
    Gramm (-, -e) n gram
    Grammatik (-en) f gramer, dilbilgisi
    Granatapfel m nar
    Granate (-n) f top mermisi
    Granit (-e) m granit
    Grapefruit (-s) f greyfurt, altıntop
    Gras ( ¨er) n ot , çimen
    grasen otlamak
    grässlich korkunç, iğrenç
    Gräte (-n) f kılçık
    gratis bedava, parasız
    Gratulation f tebrik
    gratulieren kutlamak, tebrik etmek (zu D)
    grau gri, kurşuni, boz
    grauen/haft , voll korkunç
    grausam gaddar
    Grausamkeit (-en) f gaddarlık
    gravieren oymak; d ağırlaştıran
    graziös latif, zarif
    greif/bar elle tutulur, gözüken; en tutmak, elini sokmak (nach D için)

    Greis (-e) m çok yaşlı adam; in f çok yaşlı kadın
    grell göz kamaştırıcı; keskin
    Grenze (-n) f sınır, had
    grenzen sınırdaş olmak, bitişik olm (an A –e) ; los hadsiz sınırsız
    Grenz/kontrolle f sınır kontrolü; übergang m sınır geçme yeri , sınır kapısı
    Greuel (-) m nefret, zulümler, vahşet
    Griech/e (-n) m Rum, Yunanlı; enland n Yunanistan
    griechisch rum, yunanlı, Yunanca
    Griess (o) m irmik; kum
    Griff (-e) m tutma; tutamak; sap, kulp
    griff greifen
    Grill (-s) m ızgara
    Grille (-n) f cırcır böceği, cırlak
    grillen A –in ızgarasını yapmak
    Grimasse (-n) f yüz göz oynatma
    grimmig öfkeli, hiddetli
    grinsen sırıtmak
    Grippe (-n) f grip
    grob iri, ağır
    Grobheit f kabalık
    Groll (o) m kin
    grollen kin beslemek
    Groschen (-) m on feniklik para, şilin in yüzde biri
    gross büyük, kocaman; artig şahane
    Grossbritannien n Büyük Britanya
    Grösse (-n) f büyüklük, boy, beden, numara
    Grosseltern büyük anne-baba; händler m toptancı; mutter f büyükanne, nine; stadt f büyük şehir; vater m büyükbaba, dede
    grosszügig cömert , hoşgörülü, geniş
    grotesk tuhaf, gülünç
    Grotte (-n) f mağara
    grub graben
    Grube (-n) f çukur
    grübeln düşünceye dalmak
    Gruft ( ¨e) f kaya mezar; mahzen mezar
    grün yeşil, taze, olgunlaşmamış;  werden yeşillenmek
    Grünanlage f yeşillik
    Grund ( ¨e) m dip, toprak, neden; besitz m arazi; mülk; buch n tapu sicili
    gründen kurmak
    Gründer (-) m , -in f kurucu
    Grund/ gedanke m anafikir; gesetz n anayasa ; lage f temel, esas, asıl
    grundlegend esaslı
    gründlich esaslı
    Gründonnerstag m paskalya yortusundan önceki Perşembe
    Grund/recht n temel hak; riss m yatay kesim; satz m prensip, ilke
    grundsätzlich esaslı, prensip olarak
    Grund/schule f ilkokul ; stein m temel taşı; stück n arsa
    Gründung f kuruluş
    Grundwasser n yeraltı suyu
    Gruppe (-n) f grup; kurul, heyet; nreise f grup seyahati
    Gruss ( ¨e) m selam, ; viele Grüsse bol bol selam
    grüssen A selamlamak; -e selam söylemek (von D –den)
    gucken bakmak
    Gulasch (-e) n , m gulaş, kuşbaşı
    Gully (-s) m kanalizasyon bacası
    gültig geçerli
    Gültigkeit (o) f geçerlilik
    Gummi (-, -s) n , m lastik çizme
    günstig uygun; ucuz ; e Gelegenheit fırsat
    Gurkel (-n) f gırtlak, boğaz
    gurgeln gargara etmek
    Gurke (-n) f salatalık, hıyar
    Gurt (-) m kemer; kayış
    Gürtel (-) m kuşak, kemer; reifen m radyal lastik
    Guss (-¨sse) m dökme, döküm; eisen n dökme demir
    gut iyi, peki, pekala; es geht mir  iyiyim
    Gut (¨er) n mal; çiftlik; emanet; achten n rapor
    Güte (o) f iyilik, kalite
    Güter/bahnhof m yük istasyonu; 


    wagen m yük vagonu; zug m yük treni, marşandız
    Guthaben (-) n alacak
    gut/heissen uygun bulmak; mütig iyi kalpli
    Gutschein m bono
    Gymnas/ium (-ien) n lise; tik (o) f jimnastik