Abdurrahim Karakoç - Müzelik Şiir (Akıl Karaya Vurdu)

Şiirler bölümünde yer alan bu konu Ömer tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Yürüyen heykellerle aynı müzedeyim ben
    Konuşan mumyalara kimden söz edeyim ben
    Fikren işkencedeyim ruhen cezadayım ben
    Korkaklığın sükutu kol geziyor her yerde
    Sanki tek başımayım tek kişilik mahşerde

    Putların gölgesinde dans eder akbabalar
    Söz sokakta dolaşır öz zindanda çabalar
    Atılan ucuz safra selamlar merhabalar
    En temiz topraklara gül eksem mantar biter
    Yollar sırat köprüsü durmak düşmekten beter

    Kaybettim mesafeyi zamandan uzaklaştım
    Sevgi diye sarıldım isyanla kucaklaştım
    Ne kendimden kurtuldum ne kendime yaklaştım
    Toprağın üstü mezar zevke dalmış ölüler
    Can sıkmaya yetiyor canlı kalmış ölüler

    Fuhuş yuvası sanki en görkemli binalar
    Çamur evlat doğurur taş yürekli analar
    Resmen hak tevzi eder hakkı boğan canavar
    Koşanlar yarışanlar dehşet ötesi dehşet
    Akıl karaya vurdu gırtlağı geçti vahşet

    Meydanlar tıklım tıklım caddeler salkım-saçak
    Kölelik histerisi yayılmış köşe-bucak
    Elli tane hokkabaz elli milyon oyuncak
    Müdür ve müdüriçe müzenin bekçileri
    Aferine çalışır düzenin bekçileri

    Mülkü kazanan ayrı tasarruf eden ayrı
    Hisseler neden farklı hak hukuk neden ayrı
    Hasta yaşar deniyor baş ile beden ayrı
    Mantık yürütmek yasak itiraz eylemek suç
    Neşe-eğlence cinnet yatıp uyumak korkunç

    Güvenmek aldanmaktır ölçü-tartı izafi
    Mert-namert güzel-çirkin eksi-artı izafi
    Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafi
    Kim kimdir kim kim değil anlamak ve bilmek zor
    Oynanan komediye gül diyorlar gülmek zor

    Figüran heykeller var kül tablası boyunda
    Yedi yüz göbek atar dakikalık oyunda
    İşlenen her günaha kurtta ortak koyun da
    Kalmışım ara yerde tozdayım dumandayım
    Kirli bir mekandayım iğrenç bir zamandayım