AB’de hukuk devleti ve güçler ayrılığı

Hukuk bölümünde yer alan bu konu KabusTeam tarafından paylaşıldı.

  1. KabusTeam

    KabusTeam Üye

    AB’de hukuk devleti ve güçler ayrılığı



    Av. Bülent Durmuş



    Hukuk devleti ilkesi ve güçler ayrılığı anayasal demokrasinin temel güvencesini oluşturur. Bu ifadeyi AB acısında değerlendiriniz.



    Bir hukuk topluluğu olan AB, anayasal demokrasiyi geliştirmektedir. Öncelikle hukuk devletin nedir bunu tanımlamalıyız. Hukuk devleti, işlemleri ve eylemleri yargı denetiminde olan ve hukuk sistemi normatif bir şekilde hiyerarşik bir sisteme sahip olan devlettir. Bunun yanında günümüz de hukuk devleti sınırları belirlenirken bireylerin temel hak ve özgürlüklerine saygı duyan ve koruyan bir devlet olarak değerlendirebiliriz. Hukukilik denetimi yapılması ile keyfi uygulamaların önüne geçilebilmektir.AB hukuk sisteminde yargısal denetimi yapan ATAD topluluğun hukuk kuralları hiyerarşisini belirlerken Antlaşmaları temel anayasal antlaşmalar olarak değerlendirmiştir ve sistemim içindeki diğer hukuk kurallarının Antlaşmalardaki hukuk kurallarına uygun olması gerektiğine karar vermiştir. Yargısal denetimin yapılabilmesi için işlem yada eylemleri sebebiyle etkilenen kişilerin mahkemelere başvurabilmesini hukuk devletinin temel bir şartı olduğuna karar vermiştir. Bu doğrulta da Avrupa Birliği kurumları ve devletlerin ATAD’da başvurabileceğini ve bireylerinde etkilenebileceğini göz önüne alarak biraylarinde üye devletler mahkemelerine başvurarak yargısal denetimin yapılmasını sağlayabileceklerine karar vermiştir. Antlaşmayı anayasal bir nitelikte olması değerlendirmesinin bir sonucu olarak üye devlet hakimlerinin de doğrudan doğrudan uygulanan kurallarda iç hukuku kurallarına bakmadan uygulaması gerektiğine karar vermiştir. Bu hukuk devleti ilkesi ve mahkeme ictihatlarıyla geliştirilen sistem şimdiki Avrupa Anayasası’na normatif olarak girmiştir ve ek olarak Bireylerin haklarını daha etkin korunması için Temel Haklar Şartı da anayasa eklenmiş

    tir.

    Anayasal demokrasinin korunmasında bir diğer önemli ilke is güçler ayrılığı ilkesidir. Güçler ayrılığı ilkesi ile demokrasinin gelişimi sağlanır ve anti demokratik uygulamaların önüne geçilir. Avrupa birliğinde yasama, yürütme ve yargı erkleri farklı ellerde toplanmıştır. Yargı erkini ATAD, yerel mahkemeler ve Avrupa İnsan hakları mahkemesi, Yasama erkini konsey, Parlamento, yürütme erkini ise Komisyon elinde bulundurmaktadır. Avrupa Birliği hukukunda önemli bir konu yetkilerin devri sorunudur. Federal sistemin aksine bir liste ile yetkilerin kimler tarafından kullanılacağı sayılmamıştır. Şimdiki anayasada bunlar daha normatif bir şekilde sayılmıştır fakat sınırlayıcı değildir. ATAD ictihatlarıyla Birlik hedeflerine ulaşılması ve antlaşmanın tam etkinliğini sağlanması doğrultusunda Birlik yetki kullanabilmektedir. Antlaşmanın 308. md. Birliğe antlaşmada belirtilmemiş bile olsa hedeflere ulaşılması doğrultusunda yetki kullanabilme imkanı vermektedir. Avrupa anayasasıda bu maddeyi himaye etmektedir. Yetkilerilerin bir kısmı sadece Birlik tarafından kullanılabilir bu konuda üye devletlerin tasarruf yetkisi yoktur bunlar münhasır yetkilerdir. Bunları ortak ticaret politikaları ve denizlerdeki biyolajik kaynakların korunmasıdır. Bir de paylaşılan yetkiler vardır. Bunlarda birlik müdahale etmediği alanlarda üye devletler yetkilidir. Burada topluluğun önceliği vardır yani üye devletler topluluğa bağlılık ve sadakat kurallarına göre davranmalıdırlar. Avrupa anayasası bu konuları sayma yoluna gitmiştir. Bunlar iç Pazar, özgürlük, güvenlik ve adalet alanı, tarım ve balıkcılık, deniz biyolajik korunması dışında, ulaşım ve trans-avrupa ağları, enerji, sosyal politika, ekonomik-sosyal ve karasal alanda uyum, çevre, tüketicilerin korunması, kamu sağlığı alanlarında ortak güvenlik sorunları, paylaşılan yetki alanlarıdır. Bu yetkiler kullanılırken bazı temel ilkelere uyulmalıdır. Bunlar subsidiatite ilkesi ve orantılık ilkesidir. Subsidiarite ilkesi doğrultsunda, mevcut düzenlemenin topluluğun temel hedeflerinin gerçekleştirilmesin de Topluluğun düzenleme yapmasını gerektiren durumlar söz konusu ise topluluk düzenleme yapar ancak topluluğun düzenlemediği yerlerde üye devletler yetkilidirler. Orantılılk ilkesine göre Topluluk, Topluluk hedeflerine ulaşma sınırlarında yetki kullanabilmektedir.

    Bütün bu ilkeler ışığında Avrupa anayasal demokrasisini güvence altına alınmıştır.