Atatürk Köşesi bölümde Afyonkarahİsar Kolordu Daİresİnde Subaylara Hİtaben KonuŞma konusunu görüntülüyorsunuz. | |||||||
| Kayıt ol | Etiketler | Ajanda |
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Atatürk Köşesi Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili herşeyi burada paylaşabilşrsiniz Siyaset YASAK |
| |
![]() |
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| | (31TEMMUZ 1920) Efendiler! Eski silâh arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdanî zevk hissediyorum Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim Fakat çoksunuz: müsait yer de yoktur Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle ile mülâhaza etmekle yetineceğim Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez Milletlerde tabiaten ve yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvetle, mücadele ile mahfuz bulundurulur Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder Kuvvet ordudur Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdanî imanıdır İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler Mütareke şartlarının tatbikatı ile silâhlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüze ve taarruza başladılar Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak plânını takip ettiler ve ediyorlar Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu Orduyu imha etmek için mutlaka subayı mahvetmek, aşağılamak lâzımdır Buna da teşebbüs ettiler Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak huzuruna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir Zaman zaman şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanına sekte vurmamıştır ve vuramayacaktır Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu için lâzım olduğunu söylediğim kaynak -ki milletin vicdanî imanıdır- mevcuttur Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulunur Malûm bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; "ordunun ruhu subaylardadır " O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler İşte subayların, subayların yüce olan vazifesi budur Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır Subaylar, izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve felsefeleriyle, giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler Şahsi ve hususi itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler Çünkü düşmanlarımız herkesten önce onları öldürürler Onları aşağılar ve hor görürler Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz Onun yaşamak için bir çaresi vardır; şerefini korumak! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına almaktır Dolayısıyla subay için "ya istiklâl, ya ölüm" vardır Fakat arkadaşlar ÖLMEYECEĞİZ, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız
__________________ İnsan bu ya, bırakıverir bazen elindeki hayatı Kayıp gitmesini seyreder elinden zamanın ![]() Ama hayat bu, kolay kolay bıraktırmaz kendini! Ve illa ki öğretir kaçınılmaz dersini (C@nsu) P®€ñ§£$ |
| | |
| | #2 |
| Yasaklandı | Paylasım için sol Prenses!! ![]() |
| | |
![]() |
| Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet |
| Etiketler |
| afyonkarahisar, kolordu, dairesinde, subaylara, hitaben, konusma |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Nonda konuşma sırası onda | uAslantepe | Galatasaray | 1 | 26.01.08 14:43 |
| Akıcı Konuşma Bozukluğu (Kekemelik) | şeker | Sağlık Merkezi | 0 | 12.08.07 15:42 |
| ADSL'lilere bedava konuşma imkanı | KabusTeam | Network ve İnternet | 1 | 18.06.07 11:11 |
| Hababam sınıfı(Bilo ağa KOnuşma) | nomercy_gfb | Komik Videolar | 2 | 14.04.07 21:16 |